Hediye olarak Honduras San Isidro göndermişsiniz teşekkür ederim. Dün denedim. Bochesa'da nasıl gül notalarını yoğun şekilde alabildiysem bu çekirdekte de kuru kayısı aynı şekilde geliyor. Filtrede böyle çekirdekler hoşuma gidiyor ancak neden bazı çekirdeklerde bu kadar yoğun hissediliyor bu çekirdeklerin ortak özellikleri nedir acaba? Asiditesi parlak demek bu anlamamı geliyor? Teşekkür ederim tekrardan
Merhaba, evet Honduras San Isidro tadım notalarının hakkını veren bir kahve. Bu ayın kahvelerinin üçü de bence tadım notaları konusunda oldukça başarılı. Özellikle degassing sürelerini bekledikten sonra hem performansları artıyor hem de daha temiz ve dengeli sonuçlar ortaya çıkıyor.
Parlak asidite terimi aslında bununla ilgili bir durum değil. Parlak asidite genel olarak yüksek asidite olarak kullanılıyor ama öncelikle asiditeyi doğru tanımlamak gerekiyor. Özellikle yeni başlayan arkadaşlarda asidite=ekşilik gibi bir algı oluyor ki bu tamamen yanlış. Kahvede asidite konusunda aslında birbirinden yüzlerce tanımlama yapılabilir. Çok genel anlamda söyleyecek olursak asidite de tıpkı gövde, aroma, tatlılık gibi kahveyi tanımlayan temel kriterlerden biridir ve farklı farklı (mesela turunçgillerdeki citrus ya da elma armut gibi meyvelerde bulunan malic gibi) asidite türleri mevcuttur. Dolayısıyla da kavurmacılar kahvenin tadım notalarında öne çıkmasını istedikleri tatlara bağlı olarak kavurmada bu asiditeyi belli bir noktada tutmaya gayret ederler. Yüksek asidite illa iyi bir özellik anlamına gelmeyeceği gibi düşük asidite de illa kötü bir özellik değildir. Tadım notalarıyla dengeli bir asidite bence en doğru seçenektir.
Bazı kahvelerde neden böyle bazılarında neden değil sorusuna ise keşke verebileceğim basit ve net bir cevap olsa ama maalesef böyle bir cevap yok. Yine asidite konusunda olduğu gibi bu konuda da aslında çok genel kabul görmüş pek çok yanlış algı var. Öncelikle bir kahveyi içen kişinin o kahveden nasıl bir tat alacağı o kişinin geçmiş tecrübelerine, damak hassasiyetine, hangi tatlara daha aşina veya daha uzak olduğuna göre değişir. Atıyorum tadım notasında kızıl ejder meyvesi kabuğu yazıyor olsun. Ben hayatımda kızıl ejder meyvesi yemediysem veya yediysem de oturup kabuğunu çiğnemediysem (bu arada meyve ismini attım, öyle bir meyve var mı yok mu bilmiyorum

) tadım notasını almam beklenemez. Daha gerçekçi bir örnek verecek olursam bizim Colombia La Parada kahvemizde karpuz notası epey öne çıkıyor. Eşim ilk içişinde karpuz çok baskın ama karpuzun tatlı sulu kıpkırmızı kısmı değil biraz daha kabuğuna yakın yeşilimsi kısmı demişti. Sonra forumlarda bire bir aynı tarifi yapan arkadaşlar oldu. Ben daha kavurmadan soğumaya alırken bile yoğun bir kakao kokusu alıyorum ama çikolata vs gibi değil kakao çekirdeği kavurmuş gibi bir koku alıyorum ve sonrasında da demlerken, içerken, aftertaste bakarken hepsinde kakao çok yoğun geliyor. Karpuz daha gerilerde kalıyor. Eşimde ise karpuz çok önde, kakao yok gibi bir şey. Yani kişiden kişiye tadım notaları değişebilir ve bu çok normaldir.
İkinci değişken ise demleyen kişinin demleme alışkanlığı. Reçete tabi bir ölçüye kadar etkili ama demleyen kişinin döküş hızı, yüksekliği, elinin ayarı gibi etkenler sıkça gözden kaçıyor. Nasıl ki yemek yapan insanlarda bire bir aynı tarifi kullansalar dahi "elinin tadı" dediğimiz bir farklılık varsa kahvede de böyle bir durum var. Haliyle bazı kahveler, bazı kişilerin eline daha yatkın oluyor ve o kahvelerde çok daha başarılı sonuçlar alabiliyorlar.
Üçüncüsü tabi ki kahvenin kalitesi. Türkiye'de fiyat konusu yine maalesef aşırı manipüle ediliyor. O nedenle daha pahalı kahve daha iyi kahve gibi bir genelleme yapılsa da benim şahsi tecrübem bu genellemenin büyük oranda yanlış olduğu yönünde. Bire bir aynı kahveyi satarken bile farklı kavurucularda kilo fiyatı 1000-3000 arası dalgalanan kahveler görüyorum. Kahvenin aynı kahve olduğunu bilmeyen, farklı kavurucuları takip etmeyen biri bu genellemeyle düşündüğünde 3000 lira olan kahve 1000 lira olan kahveden 3 kat iyidir diye düşünebilir. Bu düşünce şekli dahi aslında içtiği kahvenin daha iyi olduğu algısını yaratıyor ve algı duyuları şekillendiriyor. Kalite konusuna dönecek olursak tabi ki her kahve birbirinin aynısı değil ve özellikle Türkiye değil yurtdışı yeşil çekirdek fiyatlandırmasına bakıldığında fiyatlar kahvenin kalitesiyle ilgili önemli bir gösterge olabilir ama bu genelleme de kesin bir doğru değildir çünkü her ülkenin fiyatlandırması birbirinden farklı oluyor. O ülkenin ekonomik durumu, vergilendirme sistemi, üretim miktarı vs gibi pek çok etken var fiyatları şekillendiren. Dolayısıyla bu konuyu kahvenin kalitesi diye özetlemek en doğrusu olacak herhalde.
Dördüncüsü kahvenin işleme yöntemi. Naturel veya yıkanmış mı? Anaerobik mi yoksa deneysel başka bir yöntemle mi işlenmiş? Anaerobik ise kaç saat anaerobik? Bunların hepsi aldığınız tatta çok ciddi değişiklikler yaratan yöntemler. Örneğin naturel bir kahvede meyvemsi notaların daha baskın olması beklenirken yıkanmış bir kahvede ise daha temiz, daha tutarlı, daha istikrarlı tadım notaları beklenebilir. Naturel bir kahvede birbirinin aynısı 10 demleme yaptığınızda bile sonuçların bire bir aynı olmadığını, dalgalanmalar olduğunu görürsünüz. Oysa ki yıkanmış bir kahvede bu dalgalanmaların çok daha düşük ya da hiç olmaması beklenebilir.
Beşincisi tabi yine çok önemli bir etken olarak kavurucuyu sayabiliriz. İyi kavurucu, kötü kavurucu gibi basit bir ayrıştırma yapmayacağım ama şu bir gerçek ki her kavurucunun yıllar içinde geliştirdiği kendine has bir tarzı oluyor. Kahve severler doğal olarak işin mutfak kısmı hakkında çok bilgi sahibi olmuyorlar ancak şöyle söyleyeyim. Ben mesela senede 2000-2500 kavurma yapıyorumdur. Bunu da senelerdir yapıyorum. Dolayısıyla on binlerle ifade edebileceğim toplam kavurma sayısına sahibim. Şimdi burada çıkıp her kahveyi şöyle özel kavuruyorum, böyle özel kavuruyorum desem de kabul etmem gerekir ki bu süre zarfında oluşmuş bir kavurma alışkanlığım ve tarzım var. Tabii ki her kahveyi kavurmadan önce profilleme yapıyorum, ona en uygunu hangisi olur diye bakıyorum ama günün sonunda kendi damak tadıma, kendi kavurma tarzıma yatkın bir profil belirliyorum. Dolayısıyla bazı kahvelerde neden var bazılarında neden yok sorusunun cevaplarından biri de kavurucu ve onun seçimleri.
Biraz uzun oldu galiba ama yazsam daha çok sebep yazabilirim
