Sadece peak water özelinde değil, genel olarak 'kahve suyu' tabirini kullanalım bence; amaç kahve suyu elde etmek çünkü.
Yapılmış cupping testleri var. Youtube'da çeşitli videolar bulabilirsiniz benden daha yetkin kişilerin hazırladığı.
Kendi kısıtlı tecrübemden diğerlerine cevap vereyim diyaloğun sürebilmesi adına.
- Su, öğütüm homojenliğinden önemli. Homojen bir öğütüm; kahvenin tadım notlarını daha berrak, daha keskin alabilmeye yarıyor. Öğütüm homojen değilse aynı tadım notlarını yuvarlak hatlarıyla, üst üste binmiş bir şekilde, üstünkörü alıyoruz. Kahvenin tadım notlarını alabilmek için de önce kahveyi demlemek gerekiyor. Kahveyi demlemek, kahveyi belirli bir oranda çözmekten ibaret. Kahveyi de su ile çözüyoruz. Çözücü ne kadar etkin ve kullanışlı ise, demleme o kadar rahat oluyor. Çözemediğimiz bir kahvenin tadım notlarını homojen öğütümle de olsa alamayız.
- Kahve için hazırlanmamış bir su ile demleme yaparken, döküş stiline dikkat ediyorum. Hangi döküş stili ne kadar ajitasyon oluşturuyor, yatağa nasıl etki ediyor, elimdeki su ile istediğim sonucu alabilmek için ne kadar ajite etmeliyim, kavurucu ne demiş, nasıl bir su kullanmış falan bunları hep düşünüyorum ve sonuç bu kadar düşünmeme değmiyor. Kahve suyu ile yaptığım demlemede ise 'iş olsun' diye, 'elimin ayarı bozulmasın' diye herhangi bir döküş stili kullanıyorum. 'Aaaa bugün canım spiral döküş çekti, aaa bugün düz dökeyim, aaaa bugün çember çizeyim' şeklinde takılıyorum. Sonuç da %90 ihtimalle böyle mutlu edecek kadar iyi oluyor. Sonra canım isterse bir dahaki demlemede bir şeyleri değiştirip daha iyi olması için çalışıyorum. Su, döküş stilinden de önemli.
- Sıcaklığı test etmedim. Natürel kahvelerde 92-93, yıkanmış kahvelerde 95-96 kullanıyorum. Ayrıca bir değişiklik yahut deney yapmadım.
- Öğütüm ayarından da önemli. Kahveyi dilediğince çözemedikten sonra kaç tık aşağı, kaç tık yukarı çıktığının pek önemi kalmıyor. Kahve suyu ile demleme yaparken öğütümde hiç dramatik bir değişiklik yaptığımı hatırlamıyorum. Genelde 3 tık arasında gidip geliyorum, o da zevk için çoğunlukla.
- En son ne zaman kalitesiz bir filtre kullandığımı hatırlamıyorum. Hatta en son ne zaman şu an kullandığımdan farklı bir filtre kullandığımı da pek hatırlamıyorum, geçen hafta mıydı, bir kere başka bir filtre kullanmıştım sanırım. O yüzden filtre karakterinin etkisi hakkında da bir yorum yapamayacağım.
Bu forumda toplanan bizlerin içtiği kahvelerin neredeyse hepsi 'iyi kahve' statüsünde. Bunu ticari kahvelere kıyas ile söylüyorum.
Kullandığımız sular da, hem mineral değerleri açısından hem de sağlık açısından; kahve demlemeye ve tüketime uygun sular. Bunu şebeke sularına kıyas ile söylüyorum.
Değirmendir, ekipmandır, filtredir; bir yerinden tutabildiysek zaten en azından vasat bir mertebedeyiz hepimiz.
E biraz ilgilendiysek, emek verdiysek, okuduysak, dinlediysek falan da; bir demlemeyi nasıl sonuçlandıracağımızı, neyle karşılaşırsak ne yapmamız gerektiğini de az çok öğrenmişizdir. Bilmediğimiz bir durumla karşılaşınca da gelip buradan öğrenebiliyoruz.
Hâl böyleyken, tecrübe ederek öğrendiğimi paylaşıyorum, tecrübemin değeri nedir, onu da bilmiyorum: İyi kahve çekirdeği edinmek ise isteğimiz, buradayız işte, ulaşabiliyoruz demek ki. Bir de iyi bir kahve suyu edindik miydi, diğer parametreler ile artık sadece zevk için oynarız. Çünkü bendeniz, elimde kahve suyu varken tam olarak böyle yapıyorum. Kahveyi iyi bir şekilde demlemek bir iş olmaktan çıkıyor. En yalapşap demlemeyle 7/10 bir bardak elde ediyorum, kahvenin tat profili neyse direkt bardağa yansıyor. Canım isterse de 10/10'a ulaşmak için çalışıyorum.
İyi forumlar.