enkoppkaffe
Barista
Uzunca bir süredir kendi içimde düşündüğüm ama doğrusunu bulamadığım bir mevzu bu.
Sektör profesyonellerinin cupping yaparken, tadım notu belirlerken nasıl bir yol izledikleri üç aşağı beş yukarı belli. Türkiye'de bu konuda farklı bir noktada bulunan Null Cihan Bey bile bir yayında artık tadım notlarını yazarken sadeleşmeye gideceklerini, sektörde genel olarak bunun öğütlendiğini söylemişti. Yani bu işi profesyonel olarak yapan insanların yazılı olan/olmayan bir standardizayon çabası mevcut.
Peki son kullanıcılar olarak bizim de ortak bir dil geliştirmemiz gerekir mi?
Aramızda edebiyatçı olan ya da edebiyatla ilgilenen birisi varsa daha iyi bilecektir; edebi literatürde "aşırı betimleme" gibi bir kavram var mı? Yani bir noktadan sonra içinde bulunduğu cümleye zarar verecek seviyede çok betimleme, over-extraction gibi yani. Ya da tıptaki over-treatment gibi. Eğer böyle bir tanımlama varsa tam olarak söylemek istediğim şey bu. Çünkü içilen kahvelerin yorumlarını okurken bazen bu duyguya kapılıyorum. Çiçek bahçeleri, pekmezler, charlie'nin çikolata fabrikaları, çilek reçelleri, meyve şölenleri vs havada uçuşuyor. Kast edilen şeyi anlayabiliyorum ama buna rağmen zihnimde başka bir şey beliriyor ister istemez. Yani hakikaten gönderi sahibinin lıkır lıkır pekmez içtiğini fln zannediyorum anlık olarak, sonra kendime geliyorum. Ama bi gidip geliyorum yani
Geçtim naturelleri, yıkanmışları; infüze kahve içtiğimde bile böyle bir his oluşmuyor bende. Evet o çilek tadı, o damla sakızı vs anlık olarak geliyor ama boğazımdan geçerken beynimde çilek suyu içiyorum hissi oluşmuyor. Bu fark tam olarak nerden kaynaklanıyor sizce? Damak farklılıklarımızdan mı, demleme yeteneklerimizden mi, yoksa hislerimizi aktarma yöntemlerimizin farklılıklarından mı? Eğer sonuncusu gibiyse bunun bir limiti olmalı mı sizce? Yani "sanki çiçek bahçelerinde bir gezintiye çıktım" mı, "çiçeksi notalar mevcuttu" mu?
Normal şartlarda buna takılmamak gerektiğinin farkındayım ama bu forum da bir sosyal medya neticede, ve ister istemez gerçeklik ayarlarımızla oynanıyormuş gibi hissediyorum. Çiçek bahçelerinde gezen bir kullanıcının yorumuna bakıp o kahveyi alan ama beklediği sonucu alamayınca gereksiz çıkarımlarda bulunan kullanıcılar olduğunu düşünüyorum. Yani nasıl ki Null ya da bir başka kavurucu pakete yazdığı tadım notu üzerinden bir risk alıyorsa, olumlu ya da olumsuz geri bildirimler ile uğraşmak zorunda kalıyorsa, bizler de böyle bir sorumluluk hissetmeli miyiz? Belki bizim aşırı betimlemeler ile hypeladığımız kahveler bizim cebimize girdi sağlamıyor ama başkalarının cebine çıktı olarak yansıyor. Bir kavurucu kadar olmasa da bu ekonominin bir parçası olmuş oluyoruz haliyle.
Bu konuda sizlerin yorumu nedir? Buyrun sesli düşünelim.
Sektör profesyonellerinin cupping yaparken, tadım notu belirlerken nasıl bir yol izledikleri üç aşağı beş yukarı belli. Türkiye'de bu konuda farklı bir noktada bulunan Null Cihan Bey bile bir yayında artık tadım notlarını yazarken sadeleşmeye gideceklerini, sektörde genel olarak bunun öğütlendiğini söylemişti. Yani bu işi profesyonel olarak yapan insanların yazılı olan/olmayan bir standardizayon çabası mevcut.
Peki son kullanıcılar olarak bizim de ortak bir dil geliştirmemiz gerekir mi?
Aramızda edebiyatçı olan ya da edebiyatla ilgilenen birisi varsa daha iyi bilecektir; edebi literatürde "aşırı betimleme" gibi bir kavram var mı? Yani bir noktadan sonra içinde bulunduğu cümleye zarar verecek seviyede çok betimleme, over-extraction gibi yani. Ya da tıptaki over-treatment gibi. Eğer böyle bir tanımlama varsa tam olarak söylemek istediğim şey bu. Çünkü içilen kahvelerin yorumlarını okurken bazen bu duyguya kapılıyorum. Çiçek bahçeleri, pekmezler, charlie'nin çikolata fabrikaları, çilek reçelleri, meyve şölenleri vs havada uçuşuyor. Kast edilen şeyi anlayabiliyorum ama buna rağmen zihnimde başka bir şey beliriyor ister istemez. Yani hakikaten gönderi sahibinin lıkır lıkır pekmez içtiğini fln zannediyorum anlık olarak, sonra kendime geliyorum. Ama bi gidip geliyorum yani
Geçtim naturelleri, yıkanmışları; infüze kahve içtiğimde bile böyle bir his oluşmuyor bende. Evet o çilek tadı, o damla sakızı vs anlık olarak geliyor ama boğazımdan geçerken beynimde çilek suyu içiyorum hissi oluşmuyor. Bu fark tam olarak nerden kaynaklanıyor sizce? Damak farklılıklarımızdan mı, demleme yeteneklerimizden mi, yoksa hislerimizi aktarma yöntemlerimizin farklılıklarından mı? Eğer sonuncusu gibiyse bunun bir limiti olmalı mı sizce? Yani "sanki çiçek bahçelerinde bir gezintiye çıktım" mı, "çiçeksi notalar mevcuttu" mu?
Normal şartlarda buna takılmamak gerektiğinin farkındayım ama bu forum da bir sosyal medya neticede, ve ister istemez gerçeklik ayarlarımızla oynanıyormuş gibi hissediyorum. Çiçek bahçelerinde gezen bir kullanıcının yorumuna bakıp o kahveyi alan ama beklediği sonucu alamayınca gereksiz çıkarımlarda bulunan kullanıcılar olduğunu düşünüyorum. Yani nasıl ki Null ya da bir başka kavurucu pakete yazdığı tadım notu üzerinden bir risk alıyorsa, olumlu ya da olumsuz geri bildirimler ile uğraşmak zorunda kalıyorsa, bizler de böyle bir sorumluluk hissetmeli miyiz? Belki bizim aşırı betimlemeler ile hypeladığımız kahveler bizim cebimize girdi sağlamıyor ama başkalarının cebine çıktı olarak yansıyor. Bir kavurucu kadar olmasa da bu ekonominin bir parçası olmuş oluyoruz haliyle.
Bu konuda sizlerin yorumu nedir? Buyrun sesli düşünelim.