• Mart Ayı Kahve Kulübü Toplu Alım Organizasyonu
    Sevgili Ziyaretçi Mart ayı Kahve Kulübü ortak alım firması sizlerin oyları ile Olwen Coffee seçildi. Bu konudan Mart ayı toplu alımı ile ilgili gelişmeleri öğrenebilirsin. Kahve Kulübü toplu alımı ve kulüp ile ilgili gelişmelerden, özel indirimlerden, yayınlardan hızlı bir şekilde haberdar olmak için buradan Whatsapp Kanalına katılmayı, Instagram ve Twitter adreslerinden bizi takip etmeyi unutmayın.
  • Telefon numaranızı paylaşmadan Kahve Kulübü duyurularından, güncel indirim ve kampanyalardan haberdar olmak istiyorsanız Bu Linke tıklayarak Kahve Kulübü Whatsapp Kanalını takip edebilirsiniz.

Şu an ne dinliyorsun?

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan jackjoker
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
2:53 de thirdvawe e atıfta bulunuyor
 
Son düzenleme:
İki farklı memleketten, iki farklı insanı tanıtmak istiyorum size. Biri İskoçya'dan bir abimiz, diğeri ise Konya'dan bir kardeşimiz. Paul Dwyer ve Loudingirra Özdemir ( Loudingirra ailesi tarafından verilen değil, kendi seçtiği ismi ve severseniz bu ismi aratmanızı tavsiye ederim, özel bir anlamı var Özdemir için). İkisinin bu yazıda bir araya gelmesine vesile olan şey ise türkülerimiz:). Bu forumda türkülerimizdeki o lezzeti alan ve benim gibi seven çok kişi olduğuna eminim. Paul türkülerimizi o berrak ve dinlendirici sesiyle mükemmel icra ediyor. İnsan dinlerken zaman algısını kaybedebiliyor.



Loudingirra ise en kaba tabiriyle modern derviş. Kendi sözleriyle:
Ben bir derviş Yâdıma düştün
İmdâdıma yetiş Yoluna düştüm
Tellere takılıp öldüm
Yıldızlar göz kırptı bana
Gülümsedim ve uyandım
Özgürlük cennettir bana.
"Yerleşik hayata dönmemek üzere 100 ÜLKEDE 100 TÜRKÜ ÇIĞIRMAK ", diyerek çıktığı yolda hem söylediği türkülerle hem de o türkülerin altına yazdığı hikayelerle sizi de kendisiyle beraber bir yolcuğuna çıkarıyor. Neyse lafı daha fazla uzatmadan bırakıyorum onu da buraya :).
 
İki farklı memleketten, iki farklı insanı tanıtmak istiyorum size. Biri İskoçya'dan bir abimiz, diğeri ise Konya'dan bir kardeşimiz. Paul Dwyer ve Loudingirra Özdemir ( Loudingirra ailesi tarafından verilen değil, kendi seçtiği ismi ve severseniz bu ismi aratmanızı tavsiye ederim, özel bir anlamı var Özdemir için). İkisinin bu yazıda bir araya gelmesine vesile olan şey ise türkülerimiz:). Bu forumda türkülerimizdeki o lezzeti alan ve benim gibi seven çok kişi olduğuna eminim. Paul türkülerimizi o berrak ve dinlendirici sesiyle mükemmel icra ediyor. İnsan dinlerken zaman algısını kaybedebiliyor.



Loudingirra ise en kaba tabiriyle modern derviş. Kendi sözleriyle:
"Yerleşik hayata dönmemek üzere 100 ÜLKEDE 100 TÜRKÜ ÇIĞIRMAK ", diyerek çıktığı yolda hem söylediği türkülerle hem de o türkülerin altına yazdığı hikayelerle sizi de kendisiyle beraber bir yolcuğuna çıkarıyor. Neyse lafı daha fazla uzatmadan bırakıyorum onu da buraya :).


Loudingirra ozdemiri ilk bu yazınızda okudum , türküyü dinledikten sonra da fena sardı. Youtube kanalında kayboldum. Durduk yere yirmili yaşlarımın buhranlarında buldum kendimi. Son videolarinda yazıları da var. Onları da çok sevdim. Bütün hikaye bana herman hesse'nin yazdığı siddharta öyküsünü andırdı. Bende kendimce böyle bir yolculuğa çıkmıştım içinde. Ama çok daha küçük. Benim dikenlerim daha küçüktü sanırım
 
Loudingirra ozdemiri ilk bu yazınızda okudum , türküyü dinledikten sonra da fena sardı. Youtube kanalında kayboldum. Durduk yere yirmili yaşlarımın buhranlarında buldum kendimi. Son videolarinda yazıları da var. Onları da çok sevdim. Bütün hikaye bana herman hesse'nin yazdığı siddharta öyküsünü andırdı. Bende kendimce böyle bir yolculuğa çıkmıştım içinde. Ama çok daha küçük. Benim dikenlerim daha küçüktü sanırım
Hepimiz az çok çıkıyoruz sanırım bu yolculuğa ama herkes fark edemiyor bunu:).
 
Queen Bohemian Rhapsody CORONA versiyonu

 




Polad Bülbüloğlu'nun eski Azerbaycan Kültür Bakanı olduğunu öğrenince çok şaşırmıştım, millette ne Kültür Bakanları var 😄 Soyadı ise babası olan Murtaza Memmedov'un kendisine "Bülbül" lakabı verilmesinden geliyor. Murtaza Memmedov çok önemli bir şan ekolü oluşturmuş, bu ekolün uygulanıp öğretildiği kendi müzik okulunu kurmuş, müthiş bir opera sanatçısı. Ve tabii ki Azerbaycan için çok çok önemli bir değer. Aynı zamanda kendisinin Sergei Profokiev'in öğrencisi olduğunu okumuştum kaynağını hatırlamadığım bir yerde.

Azerbaycan müziğinde Sovyet etkisini konuşup tartışmak haddime değil, çünkü bu konudaki araştırmalarım kısıtlı seviyede. Malesef kültür ve sanat eserlerinin o dönemde siyasete alet edilmesi durumu var. Bunun aklıma ilk gelen örneği de Üzeyir Hacıbeyli'nin yazdığı Köroğlu Operası'nı Stalin'in "Değerli Sovyet Operası" olarak adlandırması. Ama Azerbaycan'daki müzik anlayışının çokkültürlülüğü bu kadar ön plana alıp, müziklerinin bu kadar zenginleşmesinde Sovyet rejiminin izlediği kültür politikalarının bir etkisi olduğuna inanıyorum açıkçası. Akademik bir makalede okuduğuma göre Sovyet döneminde orkestralar ve çeşitli müzik topluluklarının bütçesi devlet tarafından finanse ediliyor, yani sanatçılar maaşı devletten alıyor ve bundan ötürü halkın sanat zevkine yönelik eserler üretilmemiş, tam tersi adeta halkın müzik zevki üretilen eserlerle eğitilmiş bir dönem. (Eğer benim gibi Azeri Müziği'ndeki Sovyet etkisini merak eden varsa özel mesaj ile güzel bir makalenin linkini paylaşabilirim :giggle:)

Polad Bülbüloğlu'nun "Gel Ey Seher" şarkısı ile tanındığına bakmayın, kendisinin yazmış olduğu senfoniler ve film müzikleri de mevcut.

Bu şarkıyı Türkiye'de cover'lamayan kalmadı, ben sadece ve sadece Polad Bülbüloğlu'ndan dinlemenizi tavsiye ederim naçizane olarak 🌿
 
Geri
Üst