İlk çinden chemex için sürahi almıştım bir cafede 3. dalga kahvelerle tanışınca. mutfak tartısı ve kg79 öğütücü ile dışarıdakine benzer şeyler içiyorduk.
ilk başta amaç dışarıda kahve içmeyi bırakmak değildi, dışarıdaki gibi kahveyi evde de tüketebilmek, nescafe ve benzeri şeylerden kurtulmaktı.
dışarıda içtiğim kahvelerin daha berrak, bardakların daha net olduğunu görünce biraz araştırıp benim öğütücünün tırt olduğunu fark ettim. Baratza encore aldım bolca inceleme izleyip okuyarak.
filtrelerim bitince türkiyede chemex filtresi bulamayıp v60 aldım plastik. o günden beri pek chemex kullanmaz oldum. 100lü filtresiye rafın tozlu köşesinde yerini aldı.
starbucks otg makinelerinden aldığım sütlü içecekler, doppiolar hoşuma gidince dışarıda içtiğim kahveleri espresso olarak tercih etmeye başladım. v60a göre daha yoğun, damakta daha uzun süre kalan tadını evde de hissetmek için moka pot aldım. çok araştırmadım alırken, gelince alüminyum döküm olduğunu fark edip hüsrana uğradım. aldım diye bir süre kullandım ama onu da tozlu raflara kaldırdım.
evde espresso yapsak ne olacak ki deyip lelit grace ve commandante aldım red clixle. ufak bir pürüz çıkınca grace'de gidip elizabethle değiştirdim. commandante de ne yorucu aletmiş diye gidip eureka mignon specialita aldım. hoşuma giden sütlü içecekleri de espressoyu da daha az zahmetle üretiyorum..
bakınca chemex , baratza encore ve v60 harici aldığım tüm ekipmanlar hevesten. maliyet hesabı yapınca starbucks otglerden aldığım doppiolar da tall latteler de 6.5 lira. benim evde hazırladığım espressoların 1 sene boyunca maliyeti bu rakamın üç katı kadar olacak.
harcama alışkanlıklarını belirleyen şey ekonominin genel gidişatıdır. Yatırım yapmaya değer görmediğiniz miktarda parayı sizi mutlu edecek başka bir şeye harcamak hayatın gidişatında olan bir şey (kapitalizm). Kiminin bütçesi için bu hario v60 olur, kimin bütçesi için giriş seviyesi bir espresso makinası olur, kimin bütçesi için de ticari bir espresso makinası olur.
Burada kişinin sorgulaması gereken şey aldığı haz, mutluluk duygusu olmalı. Ve araç mı ediniyor, hobi mi bir düşünmeli. Zira araçları fayda/fiyat/kullanım ömrü ile değerlendirip mantığa uydurmak kolayken, hobi harcamalarında bu oran kişinin ekonomik rahatlığına göre kişiselleşebiliyor.
İşte bizi bir üst harcama seviyesine iten duygu da burada başlıyor. Aynı hobilere sahip insanların arasındaki uçurum seviyesindeki gelir adaletsizliği kiminin çok rahat ve hiç düşünmeden harcama yapmasına olanak tanırken, aslında herkesin erişim hakkı olması gereken basit makinaları satın alabilmek için bazı insanların bir sene iki sene para biriktirmesi gerekiyor.
Ticari olmayan güzel bir makina sanıyorum 1000 euro bandında, yine ticari olmayan güzel bir değirmen de 300 euro civarında fiyata sahip. 1500 euroluk , onu mutlu edecek bir ekipman için bir insan hayatından ne kadar zamanı vermeli, öyle ya, çalışıp kazanılan her kuruş için hayatımızın bir kısmını işverene/müşteriye kiralıyoruz...
Bizim satın aldığımız kilosu ortalama 50 60 dolar olan kahvelerin üretiminde çalışan insanlar sizce nasıl bir hayata sahip ? Aldığımız kahveler hayatlarını daha mı güzel bir hale getiriyor. yoksa imkanımız olduğu için ve değerli olduğu için mi bize çalışıyorlar...
Bu tür bir sistemin parçası olduğuma üzülüyorum, sistemin kendini yavaş yavaş öğüttüğünü gördükçe de ilerisi için umutlanıyorum.