(Bir üstten devam)
Bu tüketim dönemimde ne iyi suya, ne tartıya ihtiyaç duydum; duymam gerekiyordu belki ama fincandaki sonuç çok iyi olduğu için bunları göz ardı edebiliyordum. Her neyse, ben kur değişikliğinin sadece ve sadece tüketiciye yansımasını hiç kabul etmedim ve daha hesaplı alternatiflerle iyi sonuçlar almaya çalıştım. O zamandan beri de durum bu. Herkesin alım gücü farklı, benimki çok şükür piyasadaki 70-80 liralık kahveleri alamayacak kadar kötü değil ama açıkçası elim gitmiyor. Çoğu zaman fincandaki sonuca odaklandığımdan dolayı, bazı şeyleri göz ardı edebiliyorum. Ankara’da adı sanı bilinmeyen bir kafede arkadaşımla French press’te demlenmiş bir kahve içmiştim, o kadar berraktı, içimi o kadar hoştu ki hemen çekirdeklerini soruşturdum. Tiktak diye bir markaymış, satmadılar da (
https://www.segafredo.com.au/product/tik-tak-organica-1kg/). Tchibo’dan da kahve aldım, KivaHan’dan da, Moliendo’dan da; hatta Metro’dan Rioba dahi aldım; -ki Chemex’le müthiş bir sonuç vermişti!- fincandaki sonuç iyi olduğu müddetçe sorun yoktu.
İşin şu boyutuna da değinelim: SCA'nın nitelikli kahve standartlarından ben Suat Bey sayesinde haberdar oldum, piyasadaki kalitesiz çekirdeklerle alakalı bir mevzu vesilesiyle (kendisine de haksız yere bir sitem ettim hatta ama sağ olsun gayet olgun ve yapıcı davrandı). Benim için nitelikli kahve biraz muğlak bir tabirdi. Açıkçası kahve sektöründeki düzenlemelerden, gelişmelerden vs. haberim vardı ama bunlara kulak asma konusunda aceleci davranmadım. Bana göre kahve, üretimi ve tüketimi açısından her türlü saygıyı hak eden bir içecek; fakat oluşumlar, hele de tanzim edicilik iddiasındaki oluşumlara şüpheyle bakıyorum. Baklayı ağzımdan çıkarayım hadi: SCA'ya, belki de işin içine tamamen girmediğim için sorgusuz sualsiz güvenemiyorum. İşin veritabanı yönünde de çok tecrübem olmaması bunda etkendir elbette, belki biraz cahil aymazlığı bu yaptığım. Fakat mesela CoffeeReview gibi bir oluşumun -tasniflerine tabi olan kahveleri bizzat tatma imkanı bulduğum için- güvenilirliği bende daha fazla. Öte yandan, SCA kurallarına uygun “nitelikli kahve”lerden son 2 ayda 7-8 çekirdek deneme imkanı bulduk ki birisi 89 puan almıştı, bunların hiçbiri CR’nin benim denediğim kahvelerinin eline su dökemez maalesef (tabii onlar 90+ idi genelde ama aradaki bu büyük fark sadece birkaç puanla açıklanamaz bence).
(Bu bahsettiğim kahvelerin kavurucusuyla alakalı konu açtım, Whatsapp grubunda da 1-2 kez de ayrıca bahsettim fakat hem oranın takibi zor, hem de buradaki herkes o grupta değil, o yüzden son kez burada da paylaşayım,:
https://www.kahvekulubu.net/sosyal/threads/kakalove.103/ Tayvan firması olduğu için uzun süre buradan alışveriş yapmaya cesaret edemeyecek kimse muhtemelen, zaten normalde de ilgi görmedi doğal olarak, hiç kahveleri tadılmadığı için. Ama SCA puanı olmadığı için göz ardı edildiğine neredeyse eminim.)
Yukarıda bahsettiğim tepkisel tavrımın sebebi, iyi kahve içmenin sadece "hip" ya da yüksek bir kültür olabileceği yönündeki kanıya olan nefretim. Kahve dünyasındaki gelişmelere bu yüzden şüpheyle bakıyorum. "Yahu 4 sene evvel bu pahalı bir uğraş değildi, şimdi sadece ve sadece döviz kuruna mı bağlayacağız bunun sebebini?" diye soruyorum zımnen de olsa, pek bir cevap alamadım. Üreticilere sorsam elbette maliyetten dem vuracaklar hemen, ama ne hikmetse azalacaklarına artıyorlar. Onlar kârdan feragat etmesin, biz cebimizdeki paradan edelim. Olmaz. Kimse bulunmaz Hint kumaşı değil, olsa da o kumaştan almam zaten. Hem piyasadaki bolluk ucuzluğa delalet olurdu yahu, bu durumda rüzgar tersine esiyor. Her neyse...
Denizhan Bey'in "
Kahve Kulübü olarak bir güç olma hedefi" fikrine geleştirdiği eleştiriye bu açıdan bir cevap vermek isterim: İnsanlar piyasayı kontrol etme gücünün farkında olmak istiyor haklı olarak, çünkü para bizim cebimizden çıkıyor. Evet, ticaret her zaman iki taraflıdır, fakat ahlaklı/etik olan, arz edenin ve talep edenin bu ilişkiden aynı ölçüde faydalanması değil mi? Arz eden emeğinin karşılığını alsın, ve çok samimice söylüyorum ki milyoner de olsun hakkıysa; ama talep eden/tüketici her durumda tepesine binilen olmasın! Bu kulüp sayesinde piyasayı yönlendirebilecek bir ağırlığımız olsa kötü mü olur? Ben bir tüketici olarak çok tepkisel davranabiliyorum, ve bundan da pişman değilim; mesela -hadi Petra'yı göz ardı edelim, ilk teklifleri iyiymiş zira, ben çok takip edemedim o zaman- fakat Kungpow'ın tavrı benim için pek kabul edilecek bir tavır değil, ya da bir tarafta haftalar evvel attığım mail’i cevaplamayan Probador varken, gününü geçirmeden her mail’ime (bazen aynı sorulara) bıkmadan cevap veren Kronotrop’a meyletmem gayet tabii oluyor. İşte yukarıda anlattım ya, ben kahvelerindeki kusur oranıyla alakalı Suat Bey'in uyarısından sonra Sanalbaharat'tan dahi elimi çekmeye başladım, cüzdanıma çok daha faydası olsa da! Özetle; bence az-çok demeden paramızın hesabını -elbette ölçülü olarak, paramızla karşımızdaki insanı satın almadığımızı bilerek- sormak şart. Denizhan Bey, bazı kavurucuların “
tribünlere oynayabileceği” ihtimalinden bahsetmiş ki bu şüphesinde tamamen haklı; ama niyetten ziyade tavır da etkili değil mi ticarette? “Esnaflık” dediğimiz yitip giden tavrı benimseyenler de hayır kurumu işletmiyor ki neticede; herkesin alışverişten bir menfaati var, mühim olan bu ilişkinin anlayış çerçevesinde sorunsuzca olması değil mi? Ayrıca aynı ifadelerin bulunduğu yerde, “
Rüzgar nereden güçlü eserse forum da oraya gidiyor, kavurucilarimizin çapı neyse biz tüketicilerin isteği, talebi ve vizyonu da o kadar, önce bunlarla ilgilenmek gerek miyor mu!?” eleştirisi var ki buna diyecek hiçbir şeyim yok. Ben kendi tüketim tavrımı tamamen değiştiremesem de toplu alımlarda bu yönde gelişime açık olduğumu şimdiden belirtmiş olayım. Bu forumun güzel bir maksadı var ve bu maksatta ortak olma fikri çok güzel.
Nitelikli kahve sınıflandırması yönünde bir girişimi görmek elbette güzel; bu açıdan SCA ve CoffeeReview’dan bahsetmiştim. CR belki kriterler açısından SCA’dan daha dar bakıyor, emin değilim bundan, bununla alakalı mukayeseye ben girişmiyorum ama bunu yapacak biri çıkarsa da güzel olur. Fakat tüm bu “kahve sahnesi” hakkında beni bazen alttan alttan, bazen tahammül edemeyeceğim derecede rahatsız eden bir şeyler var (kahvenin, kayıtsız şartsız, git gide daha pahalı bir tüketim malzemesi olması gerekliliği fikrinden dolayı) ve bu yüzden bir taraftan kendi menfaatimi kollarken, “iyi işler” yapanlara da gerekirse sınırsız destek vermeye çalışıyorum. Ticari kahve-nitelikli kahve ayrımı, suyu berraklaştırmak açısından vazgeçilmez bir ilke olabilir; fakat ben istismara çok açık olduğunu düşünüyorum bu işin. Bu yüzden de tüketici tarafından gelmesi gereken kontrolün sürekli olması azami önem taşıyor.
Sonuç olarak; benim nitelikli kahveden anladığım hâlâ muğlak, zira henüz puanlandırma sistemlerine “iman” edemedim, edeceğimi de sanmıyorum kolayca. İçildiğinde karakterini kolayca verebilecek, damakta güzel bir tat bırakacak, kısacası insana baştan sona güzel bir tecrübe yaşatacak her kahve indimde makbul ve niteliklidir. Beklentim de bu yöndedir. Fakat elbette, hem forumun maksadına uygun davranmak, hem de kendimi geliştirmek için bu beklentimi gerçekleştirmek yönünde bir zorlama yapmam söz konusu olamaz.
“Nitelik ve nicelik” tabiri dilimizde çok eskidir, bir yazma eserde “nitelik ü nicelik”i bir arada gördüm

Demek ki bu bir gelenek bizde; malum, geleneklerin de “yaşatılması gerekenler” kıymetlileri oluyor. Nitelikli kahvenin hepimiz için, nitelikli hayata vesile olması dileğiyle.
(Çok uzun oldu, gidip gelip metni düzenleyerek yazdım, kopukluk varsa affola.)