• Haziran Ayı Kahve Kulübü Toplu Alım Organizasyonu
    Sevgili Ziyaretçi Haziran ayı Kahve Kulübü ortak alım firması sizlerin oyları ile Niji Coffee seçildi. Bu konudan Mayıs ayı toplu alımı ile ilgili gelişmeleri öğrenebilirsin. Kahve Kulübü toplu alımı ve kulüp ile ilgili gelişmelerden, özel indirimlerden, yayınlardan hızlı bir şekilde haberdar olmak için buradan Whatsapp Kanalına katılmayı, Instagram ve Twitter adreslerinden bizi takip etmeyi unutmayın.
  • Telefon numaranızı paylaşmadan Kahve Kulübü duyurularından, güncel indirim ve kampanyalardan haberdar olmak istiyorsanız Bu Linke tıklayarak Kahve Kulübü Whatsapp Kanalını takip edebilirsiniz.

3. Dalga Yeni Dalga Nitelikli kahve... ya da?

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan mimds
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
O ülkelerin alım gücüyle ilgili bazı şeyler... Kahve için durum pek öyle değil genelde, örneğin Avrupa ülkelerinde ortalama fiyatlar euro bazında bize göre epey yüksek, ama alım gücü olana bunlar yüksek gelmiyor... ekipman konusunda katılıyorum...
 
Merhabalar. İki parça olacak, şimdiden kusura bakmayın uzunluk için.

Denizhan Bey'in "forumdaki arkadaşların nitelikli kahve hakkındaki bilgilerini, konuşulan kavramlardan ve konulardan aynı şeyleri anlayıp anlamadığınızı ve tabii ki beklentilerimizi ölçen, bu anlamda profilimizi ortaya çıkaran ve gelecekte neler yapmamız gerektiğinin ipuçlarını veren bir anket olmasi gerekirdi" ve "nitelikli kahve nedir ne değildir diye başlık açtım, konuya katılan sayisi 2yi 3u kişiyi geçmedi" ifadeleri üzerine buraya yazmayı uygun buldum. Söz konusu ifadelerin geçtikleri konularda gereken yerlerde katkımı yaptım, tartışmaya dahil olmaya lüzum görmedim.

"3. dalga"nın nereden çıktığını az çok biliyoruz artık ve amacını aştığının da farkındayız bu tabirin. Ya da amacına uygun mu desem? Çünkü kahve ortaya çıkışından beri sosyalleşme aracı olmuştur. Cemal Kafadar "gecenin fethi"nden bahsederken kahve tüketiminin bunda oynadığı role vurgu yapar haklı olarak (Bir+Bir röportajında söylemişti yanlış hatırlamıyorsam)-bugün çayla anılan İngiltere dahi bu işlerin başını çekmeye çalışmıştı önce, kahve sosyalliğinin gücünü fark ederek muhakkak! Bugün sadece evde kahve içtiğini söyleyen birisi dahi, bu tecrübesini sosyal medya vasıtasıyla paylaşarak yine aynı amaca hizmet etmiş oluyor aslında. Yani bu içecek her zaman sosyalleştiriyor. Korona günlerinde daha iyi görebiliriz işin bu yönünü.

Bu 3. dalga denen akımda sosyallikten çok bu sosyalliği sağlayan söz konusu eşsiz içeceğin kendisine saygı gösterilmesi fikri öne çıktı... Çıktı da, öyle mi oldu? Sakal-bere ikilisi, oduncu gömlek, numaralı-numarasız fark etmeden gözlük kullanımı; hulasa, tamamen bir tornadan çıkmış bir görüntü pompalanmıyor mu? Kendi kültürünü çoktan yarattı ve fark edelim ya da etmeyelim, her zaman görünüşle olmasa dahi tutucu (hatta bazen faşizan) bir şekilde değerlerini kabul ettirmeye çalışan bir canlı kültür oldu (James Hoffmann'ı bu yüzden seviyorum, bu kalıplara çok takılmamaya çalışıyor gördüğüm kadarıyla: French press'i ya da bıçaklı öğütücüyü öcü gibi görmemesi mesela). Her yenilikçi ekipman ben dahil çoğumuzda heyecan yaratıyor; ama kaçımız bunlara eleştirel bakabiliyoruz mesela? Kendi ülkelerinde dahi pahalı görülebilecek ekipmanlar var ve kahve kamuoyunun nihai kararı "para biriktirip alalım bari" oluyor çoğu zaman.

(Levent Bey’in yaptığı ayrım da olayı gayet güzel özetliyor bu arada.)

2015'ten 2016'ya geçerken başladım "nitelikli kahve" tüketimine. Grubumuzu toplayan bir arkadaşımız sayesinde oldu bu da. Vakit kaybetmeden V60 aldım. O zaman yurt dışından getirmek kolaydı ve kur da oldukça makuldü. Türkiye'de de Kronotrop'tan alım yaparken, dışarıda Prod'da Coffee Department'ın çekirdeklerini, RoR'da kendi kavrum çekirdeklerini, Coffee Grinder'da da Square Mile'ı tükettim/tüketirdim (Ben bu hikayeyi daha evvelden birkaç kez anlattım ama, buraya da yeniden yazmak gerekiyor). Sonra malum kur yükseldi ve tüm yük son kullanıcının omuzlarına bindi. Üretici-tüketici aynı gemide değildik maalesef!

(Devamı geliyor)
 
(Bir üstten devam)

Bu tüketim dönemimde ne iyi suya, ne tartıya ihtiyaç duydum; duymam gerekiyordu belki ama fincandaki sonuç çok iyi olduğu için bunları göz ardı edebiliyordum. Her neyse, ben kur değişikliğinin sadece ve sadece tüketiciye yansımasını hiç kabul etmedim ve daha hesaplı alternatiflerle iyi sonuçlar almaya çalıştım. O zamandan beri de durum bu. Herkesin alım gücü farklı, benimki çok şükür piyasadaki 70-80 liralık kahveleri alamayacak kadar kötü değil ama açıkçası elim gitmiyor. Çoğu zaman fincandaki sonuca odaklandığımdan dolayı, bazı şeyleri göz ardı edebiliyorum. Ankara’da adı sanı bilinmeyen bir kafede arkadaşımla French press’te demlenmiş bir kahve içmiştim, o kadar berraktı, içimi o kadar hoştu ki hemen çekirdeklerini soruşturdum. Tiktak diye bir markaymış, satmadılar da (https://www.segafredo.com.au/product/tik-tak-organica-1kg/). Tchibo’dan da kahve aldım, KivaHan’dan da, Moliendo’dan da; hatta Metro’dan Rioba dahi aldım; -ki Chemex’le müthiş bir sonuç vermişti!- fincandaki sonuç iyi olduğu müddetçe sorun yoktu.

İşin şu boyutuna da değinelim: SCA'nın nitelikli kahve standartlarından ben Suat Bey sayesinde haberdar oldum, piyasadaki kalitesiz çekirdeklerle alakalı bir mevzu vesilesiyle (kendisine de haksız yere bir sitem ettim hatta ama sağ olsun gayet olgun ve yapıcı davrandı). Benim için nitelikli kahve biraz muğlak bir tabirdi. Açıkçası kahve sektöründeki düzenlemelerden, gelişmelerden vs. haberim vardı ama bunlara kulak asma konusunda aceleci davranmadım. Bana göre kahve, üretimi ve tüketimi açısından her türlü saygıyı hak eden bir içecek; fakat oluşumlara, hele de tanzim edicilik iddiasındaki oluşumlara şüpheyle bakıyorum. Baklayı ağzımdan çıkarayım hadi: SCA'ya, belki de işin içine tamamen girmediğim için sorgusuz sualsiz güvenemiyorum. İşin veritabanı yönünde de çok tecrübem olmaması bunda etkendir elbette, belki biraz cahil aymazlığı bu yaptığım. Fakat mesela CoffeeReview gibi bir oluşumun -tasniflerine tabi olan kahveleri bizzat tatma imkanı bulduğum için- güvenilirliği bende daha fazla. Öte yandan, SCA kurallarına uygun “nitelikli kahve”lerden son 2 ayda 7-8 çekirdek deneme imkanı bulduk ki birisi 89 puan almıştı, bunların hiçbiri CR’nin benim denediğim kahvelerinin eline su dökemez maalesef (tabii onlar 90+ idi genelde ama aradaki bu büyük fark sadece birkaç puanla açıklanamaz bence).

(Bu bahsettiğim kahvelerin kavurucusuyla alakalı konu açtım, Whatsapp grubunda da 1-2 kez de ayrıca bahsettim fakat hem oranın takibi zor, hem de buradaki herkes o grupta değil, o yüzden son kez burada da paylaşayım,: https://www.kahvekulubu.net/sosyal/threads/kakalove.103/ Tayvan firması olduğu için uzun süre buradan alışveriş yapmaya cesaret edemeyecek kimse muhtemelen, zaten normalde de ilgi görmedi doğal olarak, hiç kahveleri tadılmadığı için. Ama SCA puanı olmadığı için göz ardı edildiğine neredeyse eminim.)

Yukarıda bahsettiğim tepkisel tavrımın sebebi, iyi kahve içmenin sadece "hip" ya da yüksek bir kültür olabileceği yönündeki kanıya olan nefretim. Kahve dünyasındaki gelişmelere bu yüzden şüpheyle bakıyorum. "Yahu 4 sene evvel bu pahalı bir uğraş değildi, şimdi sadece ve sadece döviz kuruna mı bağlayacağız bunun sebebini?" diye soruyorum zımnen de olsa, pek bir cevap alamadım. Üreticilere sorsam elbette maliyetten dem vuracaklar hemen, ama ne hikmetse azalacaklarına artıyorlar. Onlar kârdan feragat etmesin, biz cebimizdeki paradan edelim. Olmaz. Kimse bulunmaz Hint kumaşı değil, olsa da o kumaştan almam zaten. Hem piyasadaki bolluk ucuzluğa delalet olurdu yahu, bu durumda rüzgar tersine esiyor. Her neyse...

Denizhan Bey'in "Kahve Kulübü olarak bir güç olma hedefi" fikrine getirdiği eleştiriye bu açıdan bir cevap vermek isterim: İnsanlar piyasayı kontrol etme gücünün farkında olmak istiyor haklı olarak, çünkü para bizim cebimizden çıkıyor. Evet, ticaret her zaman iki taraflıdır, fakat ahlaklı/etik olan, arz edenin ve talep edenin bu ilişkiden aynı ölçüde faydalanması değil mi? Arz eden emeğinin karşılığını alsın, ve çok samimice söylüyorum ki milyoner de olsun hakkıysa; ama talep eden/tüketici her durumda tepesine binilen olmasın! Bu kulüp sayesinde piyasayı yönlendirebilecek bir ağırlığımız olsa kötü mü olur? Ben bir tüketici olarak çok tepkisel davranabiliyorum, ve bundan da pişman değilim; mesela -hadi Petra'yı göz ardı edelim, ilk teklifleri iyiymiş zira, ben çok takip edemedim o zaman- fakat Kungpow'ın tavrı benim için pek kabul edilecek bir tavır değil, ya da bir tarafta haftalar evvel attığım mail’i cevaplamayan Probador varken, gününü geçirmeden her mail’ime (bazen aynı sorulara) bıkmadan cevap veren Kronotrop’a meyletmem gayet tabii oluyor. İşte yukarıda anlattım ya, ben kahvelerindeki kusur oranıyla alakalı Suat Bey'in uyarısından sonra Sanalbaharat'tan dahi elimi çekmeye başladım, cüzdanıma çok daha faydası olsa da! Özetle; bence az-çok demeden paramızın hesabını -elbette ölçülü olarak, paramızla karşımızdaki insanı satın almadığımızı bilerek- sormak şart. Denizhan Bey, bazı kavurucuların “tribünlere oynayabileceği” ihtimalinden bahsetmiş ki bu şüphesinde tamamen haklı; ama niyetten ziyade tavır da etkili değil mi ticarette? “Esnaflık” dediğimiz yitip giden tavrı benimseyenler de hayır kurumu işletmiyor ki neticede; herkesin alışverişten bir menfaati var, mühim olan bu ilişkinin anlayış çerçevesinde sorunsuzca olması değil mi? Ayrıca aynı ifadelerin bulunduğu yerde, “Rüzgar nereden güçlü eserse forum da oraya gidiyor, kavurucilarimizin çapı neyse biz tüketicilerin isteği, talebi ve vizyonu da o kadar, önce bunlarla ilgilenmek gerek miyor mu!?” eleştirisi var ki buna diyecek hiçbir şeyim yok. Ben kendi tüketim tavrımı tamamen değiştiremesem de toplu alımlarda bu yönde gelişime açık olduğumu şimdiden belirtmiş olayım. Bu forumun güzel bir maksadı var ve bu maksatta ortak olma fikri çok güzel.

Nitelikli kahve sınıflandırması yönünde bir girişimi görmek elbette güzel; bu açıdan SCA ve CoffeeReview’dan bahsetmiştim. CR belki kriterler açısından SCA’dan daha dar bakıyor, emin değilim bundan, bununla alakalı mukayeseye ben girişmiyorum ama bunu yapacak biri çıkarsa da güzel olur. Fakat tüm bu “kahve sahnesi” hakkında beni bazen alttan alttan, bazen tahammül edemeyeceğim derecede rahatsız eden bir şeyler var (kahvenin, kayıtsız şartsız, git gide daha pahalı bir tüketim malzemesi olması gerekliliği fikrinden dolayı) ve bu yüzden bir taraftan kendi menfaatimi kollarken, “iyi işler” yapanlara da gerekirse sınırsız destek vermeye çalışıyorum. Ticari kahve-nitelikli kahve ayrımı, suyu berraklaştırmak açısından vazgeçilmez bir ilke olabilir; fakat ben istismara çok açık olduğunu düşünüyorum bu işin. Bu yüzden de tüketici tarafından gelmesi gereken kontrolün sürekli olması azami önem taşıyor.

Sonuç olarak; benim nitelikli kahveden anladığım hâlâ muğlak, zira henüz puanlandırma sistemlerine “iman” edemedim, edeceğimi de sanmıyorum kolayca. İçildiğinde karakterini kolayca verebilecek, damakta güzel bir tat bırakacak, kısacası insana baştan sona güzel bir tecrübe yaşatacak her kahve indimde makbul ve niteliklidir. Beklentim de bu yöndedir. Fakat elbette, hem forumun maksadına uygun davranmak, hem de kendimi geliştirmek için bu beklentimi gerçekleştirmek yönünde bir zorlama yapmam söz konusu olamaz.

“Nitelik ve nicelik” tabiri dilimizde çok eskidir, bir yazma eserde “nitelik ü nicelik”i bir arada gördüm :) Demek ki bu bir gelenek bizde; malum, geleneklerin de “yaşatılması gerekenler” kıymetlileri oluyor. Nitelikli kahvenin hepimiz için, nitelikli hayata vesile olması dileğiyle.

(Çok uzun oldu, gidip gelip metni düzenleyerek yazdım, kopukluk varsa affola.)
 
Son düzenleme:
Uzun olmasının kendi adıma hiç mahsuru yok, ayrıca bazı noktalarına katılmasam da zevkle okudum, zira önemsediğim nokta tam da bu, konuların bu düzeyde tartışılması, bir yerlere varacaksak bu yoldan gitmemizin doğru olacağını düşünüyorum ... Elinize sağlık, kendi adıma teşekkür ederim 🙏
 
Uzun olmasının kendi adıma hiç mahsuru yok, ayrıca bazı noktalarına katılmasam da zevkle okudum, zira önemsediğim nokta tam da bu, konuların bu düzeyde tartışılması, bir yerlere varacaksak bu yoldan gitmemizin doğru olacağını düşünüyorum ... Elinize sağlık, kendi adıma teşekkür ederim 🙏

Kesinlikle, bol bol iletişim ve katkı hepimize faydalı olacaktır. Ben de teşekkür ederim :)
 
(Bir üstten devam)

Bu tüketim dönemimde ne iyi suya, ne tartıya ihtiyaç duydum; duymam gerekiyordu belki ama fincandaki sonuç çok iyi olduğu için bunları göz ardı edebiliyordum. Her neyse, ben kur değişikliğinin sadece ve sadece tüketiciye yansımasını hiç kabul etmedim ve daha hesaplı alternatiflerle iyi sonuçlar almaya çalıştım. O zamandan beri de durum bu. Herkesin alım gücü farklı, benimki çok şükür piyasadaki 70-80 liralık kahveleri alamayacak kadar kötü değil ama açıkçası elim gitmiyor. Çoğu zaman fincandaki sonuca odaklandığımdan dolayı, bazı şeyleri göz ardı edebiliyorum. Ankara’da adı sanı bilinmeyen bir kafede arkadaşımla French press’te demlenmiş bir kahve içmiştim, o kadar berraktı, içimi o kadar hoştu ki hemen çekirdeklerini soruşturdum. Tiktak diye bir markaymış, satmadılar da (https://www.segafredo.com.au/product/tik-tak-organica-1kg/). Tchibo’dan da kahve aldım, KivaHan’dan da, Moliendo’dan da; hatta Metro’dan Rioba dahi aldım; -ki Chemex’le müthiş bir sonuç vermişti!- fincandaki sonuç iyi olduğu müddetçe sorun yoktu.

İşin şu boyutuna da değinelim: SCA'nın nitelikli kahve standartlarından ben Suat Bey sayesinde haberdar oldum, piyasadaki kalitesiz çekirdeklerle alakalı bir mevzu vesilesiyle (kendisine de haksız yere bir sitem ettim hatta ama sağ olsun gayet olgun ve yapıcı davrandı). Benim için nitelikli kahve biraz muğlak bir tabirdi. Açıkçası kahve sektöründeki düzenlemelerden, gelişmelerden vs. haberim vardı ama bunlara kulak asma konusunda aceleci davranmadım. Bana göre kahve, üretimi ve tüketimi açısından her türlü saygıyı hak eden bir içecek; fakat oluşumlar, hele de tanzim edicilik iddiasındaki oluşumlara şüpheyle bakıyorum. Baklayı ağzımdan çıkarayım hadi: SCA'ya, belki de işin içine tamamen girmediğim için sorgusuz sualsiz güvenemiyorum. İşin veritabanı yönünde de çok tecrübem olmaması bunda etkendir elbette, belki biraz cahil aymazlığı bu yaptığım. Fakat mesela CoffeeReview gibi bir oluşumun -tasniflerine tabi olan kahveleri bizzat tatma imkanı bulduğum için- güvenilirliği bende daha fazla. Öte yandan, SCA kurallarına uygun “nitelikli kahve”lerden son 2 ayda 7-8 çekirdek deneme imkanı bulduk ki birisi 89 puan almıştı, bunların hiçbiri CR’nin benim denediğim kahvelerinin eline su dökemez maalesef (tabii onlar 90+ idi genelde ama aradaki bu büyük fark sadece birkaç puanla açıklanamaz bence).

(Bu bahsettiğim kahvelerin kavurucusuyla alakalı konu açtım, Whatsapp grubunda da 1-2 kez de ayrıca bahsettim fakat hem oranın takibi zor, hem de buradaki herkes o grupta değil, o yüzden son kez burada da paylaşayım,: https://www.kahvekulubu.net/sosyal/threads/kakalove.103/ Tayvan firması olduğu için uzun süre buradan alışveriş yapmaya cesaret edemeyecek kimse muhtemelen, zaten normalde de ilgi görmedi doğal olarak, hiç kahveleri tadılmadığı için. Ama SCA puanı olmadığı için göz ardı edildiğine neredeyse eminim.)

Yukarıda bahsettiğim tepkisel tavrımın sebebi, iyi kahve içmenin sadece "hip" ya da yüksek bir kültür olabileceği yönündeki kanıya olan nefretim. Kahve dünyasındaki gelişmelere bu yüzden şüpheyle bakıyorum. "Yahu 4 sene evvel bu pahalı bir uğraş değildi, şimdi sadece ve sadece döviz kuruna mı bağlayacağız bunun sebebini?" diye soruyorum zımnen de olsa, pek bir cevap alamadım. Üreticilere sorsam elbette maliyetten dem vuracaklar hemen, ama ne hikmetse azalacaklarına artıyorlar. Onlar kârdan feragat etmesin, biz cebimizdeki paradan edelim. Olmaz. Kimse bulunmaz Hint kumaşı değil, olsa da o kumaştan almam zaten. Hem piyasadaki bolluk ucuzluğa delalet olurdu yahu, bu durumda rüzgar tersine esiyor. Her neyse...

Denizhan Bey'in "Kahve Kulübü olarak bir güç olma hedefi" fikrine geleştirdiği eleştiriye bu açıdan bir cevap vermek isterim: İnsanlar piyasayı kontrol etme gücünün farkında olmak istiyor haklı olarak, çünkü para bizim cebimizden çıkıyor. Evet, ticaret her zaman iki taraflıdır, fakat ahlaklı/etik olan, arz edenin ve talep edenin bu ilişkiden aynı ölçüde faydalanması değil mi? Arz eden emeğinin karşılığını alsın, ve çok samimice söylüyorum ki milyoner de olsun hakkıysa; ama talep eden/tüketici her durumda tepesine binilen olmasın! Bu kulüp sayesinde piyasayı yönlendirebilecek bir ağırlığımız olsa kötü mü olur? Ben bir tüketici olarak çok tepkisel davranabiliyorum, ve bundan da pişman değilim; mesela -hadi Petra'yı göz ardı edelim, ilk teklifleri iyiymiş zira, ben çok takip edemedim o zaman- fakat Kungpow'ın tavrı benim için pek kabul edilecek bir tavır değil, ya da bir tarafta haftalar evvel attığım mail’i cevaplamayan Probador varken, gününü geçirmeden her mail’ime (bazen aynı sorulara) bıkmadan cevap veren Kronotrop’a meyletmem gayet tabii oluyor. İşte yukarıda anlattım ya, ben kahvelerindeki kusur oranıyla alakalı Suat Bey'in uyarısından sonra Sanalbaharat'tan dahi elimi çekmeye başladım, cüzdanıma çok daha faydası olsa da! Özetle; bence az-çok demeden paramızın hesabını -elbette ölçülü olarak, paramızla karşımızdaki insanı satın almadığımızı bilerek- sormak şart. Denizhan Bey, bazı kavurucuların “tribünlere oynayabileceği” ihtimalinden bahsetmiş ki bu şüphesinde tamamen haklı; ama niyetten ziyade tavır da etkili değil mi ticarette? “Esnaflık” dediğimiz yitip giden tavrı benimseyenler de hayır kurumu işletmiyor ki neticede; herkesin alışverişten bir menfaati var, mühim olan bu ilişkinin anlayış çerçevesinde sorunsuzca olması değil mi? Ayrıca aynı ifadelerin bulunduğu yerde, “Rüzgar nereden güçlü eserse forum da oraya gidiyor, kavurucilarimizin çapı neyse biz tüketicilerin isteği, talebi ve vizyonu da o kadar, önce bunlarla ilgilenmek gerek miyor mu!?” eleştirisi var ki buna diyecek hiçbir şeyim yok. Ben kendi tüketim tavrımı tamamen değiştiremesem de toplu alımlarda bu yönde gelişime açık olduğumu şimdiden belirtmiş olayım. Bu forumun güzel bir maksadı var ve bu maksatta ortak olma fikri çok güzel.

Nitelikli kahve sınıflandırması yönünde bir girişimi görmek elbette güzel; bu açıdan SCA ve CoffeeReview’dan bahsetmiştim. CR belki kriterler açısından SCA’dan daha dar bakıyor, emin değilim bundan, bununla alakalı mukayeseye ben girişmiyorum ama bunu yapacak biri çıkarsa da güzel olur. Fakat tüm bu “kahve sahnesi” hakkında beni bazen alttan alttan, bazen tahammül edemeyeceğim derecede rahatsız eden bir şeyler var (kahvenin, kayıtsız şartsız, git gide daha pahalı bir tüketim malzemesi olması gerekliliği fikrinden dolayı) ve bu yüzden bir taraftan kendi menfaatimi kollarken, “iyi işler” yapanlara da gerekirse sınırsız destek vermeye çalışıyorum. Ticari kahve-nitelikli kahve ayrımı, suyu berraklaştırmak açısından vazgeçilmez bir ilke olabilir; fakat ben istismara çok açık olduğunu düşünüyorum bu işin. Bu yüzden de tüketici tarafından gelmesi gereken kontrolün sürekli olması azami önem taşıyor.

Sonuç olarak; benim nitelikli kahveden anladığım hâlâ muğlak, zira henüz puanlandırma sistemlerine “iman” edemedim, edeceğimi de sanmıyorum kolayca. İçildiğinde karakterini kolayca verebilecek, damakta güzel bir tat bırakacak, kısacası insana baştan sona güzel bir tecrübe yaşatacak her kahve indimde makbul ve niteliklidir. Beklentim de bu yöndedir. Fakat elbette, hem forumun maksadına uygun davranmak, hem de kendimi geliştirmek için bu beklentimi gerçekleştirmek yönünde bir zorlama yapmam söz konusu olamaz.

“Nitelik ve nicelik” tabiri dilimizde çok eskidir, bir yazma eserde “nitelik ü nicelik”i bir arada gördüm :) Demek ki bu bir gelenek bizde; malum, geleneklerin de “yaşatılması gerekenler” kıymetlileri oluyor. Nitelikli kahvenin hepimiz için, nitelikli hayata vesile olması dileğiyle.

(Çok uzun oldu, gidip gelip metni düzenleyerek yazdım, kopukluk varsa affola.)
Her cumlenize katılıyorum.
Başka konu başlıkları altında yazmışımdr, sektör çok çok büyürken tüketici istekleri aynı şekilde büyümedi maalesef.
Sakal bere kahveden daha çok rağbet gördü, piyasa üreticilerin verdiği yönde gelişti.
O yüzden bu kulübün sayısının artıp, insanların daha güzel kahvelere daha kolay ve ekonomik sekilde ulaşabilmesini istediğimi yazmıştım.
O yüzden piyasaya yön verebilecek bir etken olmalıyız / olabilirz kanaatindeyim ben.
 
Her cumlenize katılıyorum.
Başka konu başlıkları altında yazmışımdr, sektör çok çok büyürken tüketici istekleri aynı şekilde büyümedi maalesef.
Sakal bere kahveden daha çok rağbet gördü, piyasa üreticilerin verdiği yönde gelişti.
O yüzden bu kulübün sayısının artıp, insanların daha güzel kahvelere daha kolay ve ekonomik sekilde ulaşabilmesini istediğimi yazmıştım.
O yüzden piyasaya yön verebilecek bir etken olmalıyız / olabilirz kanaatindeyim ben.

İnşallah, neden olmasın?
 
Son düzenleme:
(Bir üstten devam)

Bu tüketim dönemimde ne iyi suya, ne tartıya ihtiyaç duydum; duymam gerekiyordu belki ama fincandaki sonuç çok iyi olduğu için bunları göz ardı edebiliyordum. Her neyse, ben kur değişikliğinin sadece ve sadece tüketiciye yansımasını hiç kabul etmedim ve daha hesaplı alternatiflerle iyi sonuçlar almaya çalıştım. O zamandan beri de durum bu. Herkesin alım gücü farklı, benimki çok şükür piyasadaki 70-80 liralık kahveleri alamayacak kadar kötü değil ama açıkçası elim gitmiyor. Çoğu zaman fincandaki sonuca odaklandığımdan dolayı, bazı şeyleri göz ardı edebiliyorum. Ankara’da adı sanı bilinmeyen bir kafede arkadaşımla French press’te demlenmiş bir kahve içmiştim, o kadar berraktı, içimi o kadar hoştu ki hemen çekirdeklerini soruşturdum. Tiktak diye bir markaymış, satmadılar da (https://www.segafredo.com.au/product/tik-tak-organica-1kg/). Tchibo’dan da kahve aldım, KivaHan’dan da, Moliendo’dan da; hatta Metro’dan Rioba dahi aldım; -ki Chemex’le müthiş bir sonuç vermişti!- fincandaki sonuç iyi olduğu müddetçe sorun yoktu.

İşin şu boyutuna da değinelim: SCA'nın nitelikli kahve standartlarından ben Suat Bey sayesinde haberdar oldum, piyasadaki kalitesiz çekirdeklerle alakalı bir mevzu vesilesiyle (kendisine de haksız yere bir sitem ettim hatta ama sağ olsun gayet olgun ve yapıcı davrandı). Benim için nitelikli kahve biraz muğlak bir tabirdi. Açıkçası kahve sektöründeki düzenlemelerden, gelişmelerden vs. haberim vardı ama bunlara kulak asma konusunda aceleci davranmadım. Bana göre kahve, üretimi ve tüketimi açısından her türlü saygıyı hak eden bir içecek; fakat oluşumlar, hele de tanzim edicilik iddiasındaki oluşumlara şüpheyle bakıyorum. Baklayı ağzımdan çıkarayım hadi: SCA'ya, belki de işin içine tamamen girmediğim için sorgusuz sualsiz güvenemiyorum. İşin veritabanı yönünde de çok tecrübem olmaması bunda etkendir elbette, belki biraz cahil aymazlığı bu yaptığım. Fakat mesela CoffeeReview gibi bir oluşumun -tasniflerine tabi olan kahveleri bizzat tatma imkanı bulduğum için- güvenilirliği bende daha fazla. Öte yandan, SCA kurallarına uygun “nitelikli kahve”lerden son 2 ayda 7-8 çekirdek deneme imkanı bulduk ki birisi 89 puan almıştı, bunların hiçbiri CR’nin benim denediğim kahvelerinin eline su dökemez maalesef (tabii onlar 90+ idi genelde ama aradaki bu büyük fark sadece birkaç puanla açıklanamaz bence).

(Bu bahsettiğim kahvelerin kavurucusuyla alakalı konu açtım, Whatsapp grubunda da 1-2 kez de ayrıca bahsettim fakat hem oranın takibi zor, hem de buradaki herkes o grupta değil, o yüzden son kez burada da paylaşayım,: https://www.kahvekulubu.net/sosyal/threads/kakalove.103/ Tayvan firması olduğu için uzun süre buradan alışveriş yapmaya cesaret edemeyecek kimse muhtemelen, zaten normalde de ilgi görmedi doğal olarak, hiç kahveleri tadılmadığı için. Ama SCA puanı olmadığı için göz ardı edildiğine neredeyse eminim.)

Yukarıda bahsettiğim tepkisel tavrımın sebebi, iyi kahve içmenin sadece "hip" ya da yüksek bir kültür olabileceği yönündeki kanıya olan nefretim. Kahve dünyasındaki gelişmelere bu yüzden şüpheyle bakıyorum. "Yahu 4 sene evvel bu pahalı bir uğraş değildi, şimdi sadece ve sadece döviz kuruna mı bağlayacağız bunun sebebini?" diye soruyorum zımnen de olsa, pek bir cevap alamadım. Üreticilere sorsam elbette maliyetten dem vuracaklar hemen, ama ne hikmetse azalacaklarına artıyorlar. Onlar kârdan feragat etmesin, biz cebimizdeki paradan edelim. Olmaz. Kimse bulunmaz Hint kumaşı değil, olsa da o kumaştan almam zaten. Hem piyasadaki bolluk ucuzluğa delalet olurdu yahu, bu durumda rüzgar tersine esiyor. Her neyse...

Denizhan Bey'in "Kahve Kulübü olarak bir güç olma hedefi" fikrine geleştirdiği eleştiriye bu açıdan bir cevap vermek isterim: İnsanlar piyasayı kontrol etme gücünün farkında olmak istiyor haklı olarak, çünkü para bizim cebimizden çıkıyor. Evet, ticaret her zaman iki taraflıdır, fakat ahlaklı/etik olan, arz edenin ve talep edenin bu ilişkiden aynı ölçüde faydalanması değil mi? Arz eden emeğinin karşılığını alsın, ve çok samimice söylüyorum ki milyoner de olsun hakkıysa; ama talep eden/tüketici her durumda tepesine binilen olmasın! Bu kulüp sayesinde piyasayı yönlendirebilecek bir ağırlığımız olsa kötü mü olur? Ben bir tüketici olarak çok tepkisel davranabiliyorum, ve bundan da pişman değilim; mesela -hadi Petra'yı göz ardı edelim, ilk teklifleri iyiymiş zira, ben çok takip edemedim o zaman- fakat Kungpow'ın tavrı benim için pek kabul edilecek bir tavır değil, ya da bir tarafta haftalar evvel attığım mail’i cevaplamayan Probador varken, gününü geçirmeden her mail’ime (bazen aynı sorulara) bıkmadan cevap veren Kronotrop’a meyletmem gayet tabii oluyor. İşte yukarıda anlattım ya, ben kahvelerindeki kusur oranıyla alakalı Suat Bey'in uyarısından sonra Sanalbaharat'tan dahi elimi çekmeye başladım, cüzdanıma çok daha faydası olsa da! Özetle; bence az-çok demeden paramızın hesabını -elbette ölçülü olarak, paramızla karşımızdaki insanı satın almadığımızı bilerek- sormak şart. Denizhan Bey, bazı kavurucuların “tribünlere oynayabileceği” ihtimalinden bahsetmiş ki bu şüphesinde tamamen haklı; ama niyetten ziyade tavır da etkili değil mi ticarette? “Esnaflık” dediğimiz yitip giden tavrı benimseyenler de hayır kurumu işletmiyor ki neticede; herkesin alışverişten bir menfaati var, mühim olan bu ilişkinin anlayış çerçevesinde sorunsuzca olması değil mi? Ayrıca aynı ifadelerin bulunduğu yerde, “Rüzgar nereden güçlü eserse forum da oraya gidiyor, kavurucilarimizin çapı neyse biz tüketicilerin isteği, talebi ve vizyonu da o kadar, önce bunlarla ilgilenmek gerek miyor mu!?” eleştirisi var ki buna diyecek hiçbir şeyim yok. Ben kendi tüketim tavrımı tamamen değiştiremesem de toplu alımlarda bu yönde gelişime açık olduğumu şimdiden belirtmiş olayım. Bu forumun güzel bir maksadı var ve bu maksatta ortak olma fikri çok güzel.

Nitelikli kahve sınıflandırması yönünde bir girişimi görmek elbette güzel; bu açıdan SCA ve CoffeeReview’dan bahsetmiştim. CR belki kriterler açısından SCA’dan daha dar bakıyor, emin değilim bundan, bununla alakalı mukayeseye ben girişmiyorum ama bunu yapacak biri çıkarsa da güzel olur. Fakat tüm bu “kahve sahnesi” hakkında beni bazen alttan alttan, bazen tahammül edemeyeceğim derecede rahatsız eden bir şeyler var (kahvenin, kayıtsız şartsız, git gide daha pahalı bir tüketim malzemesi olması gerekliliği fikrinden dolayı) ve bu yüzden bir taraftan kendi menfaatimi kollarken, “iyi işler” yapanlara da gerekirse sınırsız destek vermeye çalışıyorum. Ticari kahve-nitelikli kahve ayrımı, suyu berraklaştırmak açısından vazgeçilmez bir ilke olabilir; fakat ben istismara çok açık olduğunu düşünüyorum bu işin. Bu yüzden de tüketici tarafından gelmesi gereken kontrolün sürekli olması azami önem taşıyor.

Sonuç olarak; benim nitelikli kahveden anladığım hâlâ muğlak, zira henüz puanlandırma sistemlerine “iman” edemedim, edeceğimi de sanmıyorum kolayca. İçildiğinde karakterini kolayca verebilecek, damakta güzel bir tat bırakacak, kısacası insana baştan sona güzel bir tecrübe yaşatacak her kahve indimde makbul ve niteliklidir. Beklentim de bu yöndedir. Fakat elbette, hem forumun maksadına uygun davranmak, hem de kendimi geliştirmek için bu beklentimi gerçekleştirmek yönünde bir zorlama yapmam söz konusu olamaz.

“Nitelik ve nicelik” tabiri dilimizde çok eskidir, bir yazma eserde “nitelik ü nicelik”i bir arada gördüm :) Demek ki bu bir gelenek bizde; malum, geleneklerin de “yaşatılması gerekenler” kıymetlileri oluyor. Nitelikli kahvenin hepimiz için, nitelikli hayata vesile olması dileğiyle.

(Çok uzun oldu, gidip gelip metni düzenleyerek yazdım, kopukluk varsa affola.)


yaziyi oldukca begendim, benim de dile getirmeye cekindigim ve usendigim noktalara daha ayrintili ve derinden dokunsmushsunuz. tesekkurler...
 
Son düzenleme:
(Bir üstten devam)

Bu tüketim dönemimde ne iyi suya, ne tartıya ihtiyaç duydum; duymam gerekiyordu belki ama fincandaki sonuç çok iyi olduğu için bunları göz ardı edebiliyordum. Her neyse, ben kur değişikliğinin sadece ve sadece tüketiciye yansımasını hiç kabul etmedim ve daha hesaplı alternatiflerle iyi sonuçlar almaya çalıştım. O zamandan beri de durum bu. Herkesin alım gücü farklı, benimki çok şükür piyasadaki 70-80 liralık kahveleri alamayacak kadar kötü değil ama açıkçası elim gitmiyor. Çoğu zaman fincandaki sonuca odaklandığımdan dolayı, bazı şeyleri göz ardı edebiliyorum. Ankara’da adı sanı bilinmeyen bir kafede arkadaşımla French press’te demlenmiş bir kahve içmiştim, o kadar berraktı, içimi o kadar hoştu ki hemen çekirdeklerini soruşturdum. Tiktak diye bir markaymış, satmadılar da (https://www.segafredo.com.au/product/tik-tak-organica-1kg/). Tchibo’dan da kahve aldım, KivaHan’dan da, Moliendo’dan da; hatta Metro’dan Rioba dahi aldım; -ki Chemex’le müthiş bir sonuç vermişti!- fincandaki sonuç iyi olduğu müddetçe sorun yoktu.

İşin şu boyutuna da değinelim: SCA'nın nitelikli kahve standartlarından ben Suat Bey sayesinde haberdar oldum, piyasadaki kalitesiz çekirdeklerle alakalı bir mevzu vesilesiyle (kendisine de haksız yere bir sitem ettim hatta ama sağ olsun gayet olgun ve yapıcı davrandı). Benim için nitelikli kahve biraz muğlak bir tabirdi. Açıkçası kahve sektöründeki düzenlemelerden, gelişmelerden vs. haberim vardı ama bunlara kulak asma konusunda aceleci davranmadım. Bana göre kahve, üretimi ve tüketimi açısından her türlü saygıyı hak eden bir içecek; fakat oluşumlar, hele de tanzim edicilik iddiasındaki oluşumlara şüpheyle bakıyorum. Baklayı ağzımdan çıkarayım hadi: SCA'ya, belki de işin içine tamamen girmediğim için sorgusuz sualsiz güvenemiyorum. İşin veritabanı yönünde de çok tecrübem olmaması bunda etkendir elbette, belki biraz cahil aymazlığı bu yaptığım. Fakat mesela CoffeeReview gibi bir oluşumun -tasniflerine tabi olan kahveleri bizzat tatma imkanı bulduğum için- güvenilirliği bende daha fazla. Öte yandan, SCA kurallarına uygun “nitelikli kahve”lerden son 2 ayda 7-8 çekirdek deneme imkanı bulduk ki birisi 89 puan almıştı, bunların hiçbiri CR’nin benim denediğim kahvelerinin eline su dökemez maalesef (tabii onlar 90+ idi genelde ama aradaki bu büyük fark sadece birkaç puanla açıklanamaz bence).

(Bu bahsettiğim kahvelerin kavurucusuyla alakalı konu açtım, Whatsapp grubunda da 1-2 kez de ayrıca bahsettim fakat hem oranın takibi zor, hem de buradaki herkes o grupta değil, o yüzden son kez burada da paylaşayım,: https://www.kahvekulubu.net/sosyal/threads/kakalove.103/ Tayvan firması olduğu için uzun süre buradan alışveriş yapmaya cesaret edemeyecek kimse muhtemelen, zaten normalde de ilgi görmedi doğal olarak, hiç kahveleri tadılmadığı için. Ama SCA puanı olmadığı için göz ardı edildiğine neredeyse eminim.)

Yukarıda bahsettiğim tepkisel tavrımın sebebi, iyi kahve içmenin sadece "hip" ya da yüksek bir kültür olabileceği yönündeki kanıya olan nefretim. Kahve dünyasındaki gelişmelere bu yüzden şüpheyle bakıyorum. "Yahu 4 sene evvel bu pahalı bir uğraş değildi, şimdi sadece ve sadece döviz kuruna mı bağlayacağız bunun sebebini?" diye soruyorum zımnen de olsa, pek bir cevap alamadım. Üreticilere sorsam elbette maliyetten dem vuracaklar hemen, ama ne hikmetse azalacaklarına artıyorlar. Onlar kârdan feragat etmesin, biz cebimizdeki paradan edelim. Olmaz. Kimse bulunmaz Hint kumaşı değil, olsa da o kumaştan almam zaten. Hem piyasadaki bolluk ucuzluğa delalet olurdu yahu, bu durumda rüzgar tersine esiyor. Her neyse...

Denizhan Bey'in "Kahve Kulübü olarak bir güç olma hedefi" fikrine geleştirdiği eleştiriye bu açıdan bir cevap vermek isterim: İnsanlar piyasayı kontrol etme gücünün farkında olmak istiyor haklı olarak, çünkü para bizim cebimizden çıkıyor. Evet, ticaret her zaman iki taraflıdır, fakat ahlaklı/etik olan, arz edenin ve talep edenin bu ilişkiden aynı ölçüde faydalanması değil mi? Arz eden emeğinin karşılığını alsın, ve çok samimice söylüyorum ki milyoner de olsun hakkıysa; ama talep eden/tüketici her durumda tepesine binilen olmasın! Bu kulüp sayesinde piyasayı yönlendirebilecek bir ağırlığımız olsa kötü mü olur? Ben bir tüketici olarak çok tepkisel davranabiliyorum, ve bundan da pişman değilim; mesela -hadi Petra'yı göz ardı edelim, ilk teklifleri iyiymiş zira, ben çok takip edemedim o zaman- fakat Kungpow'ın tavrı benim için pek kabul edilecek bir tavır değil, ya da bir tarafta haftalar evvel attığım mail’i cevaplamayan Probador varken, gününü geçirmeden her mail’ime (bazen aynı sorulara) bıkmadan cevap veren Kronotrop’a meyletmem gayet tabii oluyor. İşte yukarıda anlattım ya, ben kahvelerindeki kusur oranıyla alakalı Suat Bey'in uyarısından sonra Sanalbaharat'tan dahi elimi çekmeye başladım, cüzdanıma çok daha faydası olsa da! Özetle; bence az-çok demeden paramızın hesabını -elbette ölçülü olarak, paramızla karşımızdaki insanı satın almadığımızı bilerek- sormak şart. Denizhan Bey, bazı kavurucuların “tribünlere oynayabileceği” ihtimalinden bahsetmiş ki bu şüphesinde tamamen haklı; ama niyetten ziyade tavır da etkili değil mi ticarette? “Esnaflık” dediğimiz yitip giden tavrı benimseyenler de hayır kurumu işletmiyor ki neticede; herkesin alışverişten bir menfaati var, mühim olan bu ilişkinin anlayış çerçevesinde sorunsuzca olması değil mi? Ayrıca aynı ifadelerin bulunduğu yerde, “Rüzgar nereden güçlü eserse forum da oraya gidiyor, kavurucilarimizin çapı neyse biz tüketicilerin isteği, talebi ve vizyonu da o kadar, önce bunlarla ilgilenmek gerek miyor mu!?” eleştirisi var ki buna diyecek hiçbir şeyim yok. Ben kendi tüketim tavrımı tamamen değiştiremesem de toplu alımlarda bu yönde gelişime açık olduğumu şimdiden belirtmiş olayım. Bu forumun güzel bir maksadı var ve bu maksatta ortak olma fikri çok güzel.

Nitelikli kahve sınıflandırması yönünde bir girişimi görmek elbette güzel; bu açıdan SCA ve CoffeeReview’dan bahsetmiştim. CR belki kriterler açısından SCA’dan daha dar bakıyor, emin değilim bundan, bununla alakalı mukayeseye ben girişmiyorum ama bunu yapacak biri çıkarsa da güzel olur. Fakat tüm bu “kahve sahnesi” hakkında beni bazen alttan alttan, bazen tahammül edemeyeceğim derecede rahatsız eden bir şeyler var (kahvenin, kayıtsız şartsız, git gide daha pahalı bir tüketim malzemesi olması gerekliliği fikrinden dolayı) ve bu yüzden bir taraftan kendi menfaatimi kollarken, “iyi işler” yapanlara da gerekirse sınırsız destek vermeye çalışıyorum. Ticari kahve-nitelikli kahve ayrımı, suyu berraklaştırmak açısından vazgeçilmez bir ilke olabilir; fakat ben istismara çok açık olduğunu düşünüyorum bu işin. Bu yüzden de tüketici tarafından gelmesi gereken kontrolün sürekli olması azami önem taşıyor.

Sonuç olarak; benim nitelikli kahveden anladığım hâlâ muğlak, zira henüz puanlandırma sistemlerine “iman” edemedim, edeceğimi de sanmıyorum kolayca. İçildiğinde karakterini kolayca verebilecek, damakta güzel bir tat bırakacak, kısacası insana baştan sona güzel bir tecrübe yaşatacak her kahve indimde makbul ve niteliklidir. Beklentim de bu yöndedir. Fakat elbette, hem forumun maksadına uygun davranmak, hem de kendimi geliştirmek için bu beklentimi gerçekleştirmek yönünde bir zorlama yapmam söz konusu olamaz.

“Nitelik ve nicelik” tabiri dilimizde çok eskidir, bir yazma eserde “nitelik ü nicelik”i bir arada gördüm :) Demek ki bu bir gelenek bizde; malum, geleneklerin de “yaşatılması gerekenler” kıymetlileri oluyor. Nitelikli kahvenin hepimiz için, nitelikli hayata vesile olması dileğiyle.

(Çok uzun oldu, gidip gelip metni düzenleyerek yazdım, kopukluk varsa affola.)
Emeğinize sağlık. Aydınlatıcı bir yazı olmuş.
 


Merhaba ,

Bir sürü alt başlıklar, konular etrafında toplansak da hepimizin ortak noktası 3.dalga kahve akımı, yani kahveye saygı duymayı, ona şarap, yemek, müzik gibi davranmayı anlamak, özümsemek.

Bildiğimiz gibi kahvenin geldiği ülkenin coğrafyası, şartları hangi çiftlikten geldiği, hangi parametreler ile üretildiği küçük kahve çiftliklerinde yetişen kahve ağacının türünden tutun da plantasyonun rakımı, yıkama ve kavurma süreçleri en iyi aroma ve tadı alabilmek adına nasıl demlendiğini bilmek 3. Dalga Kahve akımını anlamak için çok önemli.

İyi ve sağlıklı bir kahve ağacının yılda 1 ile 5 kg arasında meyve verdiğini ortalama olarak 5-6 kg.kahve meyvesinden 1 kg.kahve çekirdeği elde edildiğini unutmayalım.

Ve verilen emek tabii...Özellikle kahve yetişen Etiyopya, Yemen, Kenya, Gana, Brezilya, Bolivya gibi Afrika ve Güney Amerika ülkelerinde, yoğun olarak çocuk emeği kullanılmakta.

Burada çalışan işciler kurutma işlemleri sırasında yüksek sıcaklıklara sunuk kalma, güneşe bağlı radyasyon, makinaların - kesici aletlerin neden olduğu tehlikeler, nem ve diğer iklime bağlı koşullar, bitkileri zararlı haşerelerden, mantarlardan korumakta kullanılan pestisitler ve herbisitler gibi kimyasal tehlikeler, kahve işçileri için potansiyel risklerdir.Tüm bunlar yazık ki bir çok hastalığa yaralanmaya neden olmaktadır.

Bu düşüncelerle örn. günün kahvesi başlığında ''tonlarca para verip satın aldığımız süslü püslü dripperlerimiz, makinalarımız ile'' demleme tarifleri verirken ve kahve çekirdeklerinden aldığımız tatları - aromaları yazarken kahveye verilen emeği göz ardı etmeyip çekirdeğin üretildiği ülkeden, çiftlikten, şartlarından bilgi almaya ve paylaşmaya da özen gösterelim diyorum.

Sevgilerimle... :coffee:
 
21. Yüzyılın Kahve Severliği ve Prestij

Merhaba arkadaşlar, bu yazı daha önce benzer cümlelerle daha kısa olarak ifade etmeye çalıştığım düşüncelerimin bazı güncellemelerle yinelenmesi isteğinden doğmuştur.

Bir süredir 3. dalga olarak ifade edilen bir akımdır gidiyor. Tabi ilgisi olmayanlar için “endüstri 4.0 la, 4,5g 5g ile ilgili bir durum” olarak da algılanabilir ama gerek ülkemizde gerekse dünyada bu konuda epey gelişmeler söz konusu. Peki, nedir bu 3. dalga kahve benim anladığım kadarıyla, 1. dalga olarak kahvelerde tüketilen (tabi bu adlandırma sonradan yapılmış) kültürün yerini hepimizin bildiği karton bardakların üzerine isimlerimiz yazılarak servisinin yapıldığı 2. dalga ve son olarak nitelikli çekirdeklerin optimum seviyede kavrulmasını ve taze tüketilmesini hedefleyen bunun yanında hazırlama teknikleri bakımından yeni bir takım ekipmanların peydah olduğu çok yüksek hassasiyet ve bilimsellikle kahve hazırlama süreci. Bu süreç malum 2. dalgaya mensup Starbucks’ı bile etkilemiş ki Reserve adı ile 3. dalgaya giriş yaptı.

0x0-coffeehouses-in-ottoman-society-1532024423178.jpg

sasa.jpg

Günümüz insan alışkanlıklarının her alanda her şekliyle çok hızlı değiştiği aşikar bir konu. Beslenme, giyinme, barınma vb. alanda artan bilinçle birlikte insanlar yedikleri, içtikleri içerisinde nelerin olduğu kadar nelerin olmadığına dikkat eder oldu. Hep daha lezzetlisini, daha iyisini, daha organiğini bulma telaşında, iyidir kötüdür ayrı ancak genel bir kafa karışıklığı söz konusu. Malum böyle bir talep olunca (ya da bu talep yaratılınca) pazarlama bilimi de eksik kalmıyor. Şahsen eleştirir gibi göründüğüm bu takıntıların! bir çoğu şahsımda da var.

Olguları bazen x,y,z gibi denklemsel kuşak isimleri ile açıklamaya çalışsak da üst kuşak alt kuşağın belirli davranışlarını ister istemez benimsiyor. Beğenelim, beğenmeyelim, sevelim, kızalım öyle ya da böyle ortada bir vaka varsa sonuç pek değişmiyor. Yeni alışkanlıklar, yeni kültür ve tarz üzere bir şekilde geriye pek dönmüyor.

aa.jpg

Bu dönemde ‘ihtiyaçlar hiyerarşisinin üst basamağındaki kendini geliştirmeyi’ gerçekleştirdiğimiz yöntemlerde epey değişti galiba, prestijin kaynağı olarak ne görülüyor bunlar tartışmalı ve değişiyor. Ancak şu kabul edilebilir bir durum olsa gerek ki, ifade ettiğim üzere aldıklarımız, yediklerimiz, içtiklerimiz vb. bize prestij sağlıyor, ya da biz öyle düşünüyoruz.

maslow-teorisi.gif

3. dalga kahvecilik acaba biraz bu devrin bu değişimlerinden biri mi diye düşündüm kendimce. Nitelikli çekirdek, hassas demleme teknikleri kesinlikle çok daha lezzetli bu konuyu konuşmaya gerek yok ancak bu prestij hususu bazı yerlerde sanki bu lezzetin çok üstüne çıkıyor gibi. Açıkçası konunun uzmanlarını takip ediyorum, tavsiyeleri deneyimlemeye çalışıyorum ancak bu tekniklerin gökten inen kurallar gibi ahkamla ele alınmasını, diğer yandan nadir olarak kimseyi, hiçbir şeyi beğenmeyen sadece bu konuda kendini yetkin sayan kesimleri (bu kesimlerden bazılar hatta öyle ki; şu foruma asla girmedim üye olmadım gibi açıklamalar yapmak zorunda bile hissetmiş kendisini) tam anlayamadığımı ifade etmek isterim. Bırak isteyen 3’ü bir arada kahvesi ile mutlu mesut yaşasın dimi?

Ben artık görece ‘niteliksiz kahve’ içemeyen biriyim, ancak bunun ulaşılması gereken bir seviye olduğunun düşünülmesine katılmıyorum. Sizce bu yeni kahve akımında durum ne? Nereye kayıyor? Sahip olduğumuz ekipman, çekirdek, yöntem ve bilgi bize prestij mi katıyor ya da bizler öyle mi düşünmeye başladık? Kahveden alınan zevk gastronomik bir konudan ziyade bilişsel bir hedonizm alanı mı?

NOT: başlık içerik uyumu pek uygun olmadı farkındayım ancak bu yazımı bir ara siteye eklemek istedim muvaffak olamadım bu sebepten buraya eklemek istedim.
 
Son düzenleme:
Geri
Üst