• Haziran Ayı Kahve Kulübü Toplu Alım Organizasyonu
    Sevgili Ziyaretçi Haziran ayı Kahve Kulübü ortak alım firması sizlerin oyları ile Niji Coffee seçildi. Bu konudan Mayıs ayı toplu alımı ile ilgili gelişmeleri öğrenebilirsin. Kahve Kulübü toplu alımı ve kulüp ile ilgili gelişmelerden, özel indirimlerden, yayınlardan hızlı bir şekilde haberdar olmak için buradan Whatsapp Kanalına katılmayı, Instagram ve Twitter adreslerinden bizi takip etmeyi unutmayın.
  • Telefon numaranızı paylaşmadan Kahve Kulübü duyurularından, güncel indirim ve kampanyalardan haberdar olmak istiyorsanız Bu Linke tıklayarak Kahve Kulübü Whatsapp Kanalını takip edebilirsiniz.

Immersion ve Percolation Hakkında

Direkt bu konuyla alakasi olmasa da yakin oldugu icin buraya yaziyorum.

Ben her zaman elimdeki yontemlerin hepsiyle kahveyi denemeye calisiyorum. Bunun sonucunda da iyi-kötü cekirdek ayrimini yapiyor, bazen de buraya yaziyorum. Özetle: iyi cekirdekten her türlü iyi kahve cikiyor;
kavurucunun tarifine uyulursa, daha iyi su kullanilirsa, daha profesyonel bir degirmen ile vs daha iyi kahve cikabiliyor.

Bunu tabii ki kendi deneyimlerime göre yaziyorum, ki zaten kahveyi hazirlarken bunlara uyarken daha mutlu oldugum icin yapiyorum.
Ama kavurucularin “suyu 98 degil 92 yap oyle dene, sirma kullan, blooming de 1 degil 2 kere spin aticaksin” gibi söylemleri bana palavra geliyor.

Bunu ilk defa Circulor alimindaki Uganda’nin son gramlarini arkadasim cmd’de kafasina göre klikte en bilindik french press (4dk bekle sona kadar bas) kahve hazirlayinca fark etmistim. Kahve iyi oldugu icin (+sohbet de eklenince) en keyif aldigim fincanlardan biri oldu, ki ben demlemedim bile.

Arada kendimi “ya 3:00 bitmesi gerekiyordu 3:40’da bitti kahve kötü oldu mu acaba” diye kaygilanirken buluyorum: fazla ince ögüttügüm icin degil, kahve yeterince iyi olmadigi icin böyle oluyor.
Demem o ki iyi ürünün genis bir demlenme araligi ve affediciligi var.
Ve hicbir kahvenin nazi yok, kavurucularin egosu var.
 
Son düzenleme:
Direkt bu konuyla alakasi olmasa da yakin oldugu icin buraya yaziyorum.

Ben her zaman elimdeki yontemlerin hepsiyle kahveyi denemeye calisiyorum. Bunun sonucunda da iyi-kötü cekirdek ayrimini yapiyor, bazen de buraya yaziyorum. Özetle: iyi cekirdekten her türlü iyi kahve cikiyor;
kavurucunun tarifine uyulursa, daha iyi su kullanilirsa, daha profesyonel bir degirmen ile vs daha iyi kahve cikabiliyor.

Bunu tabii ki kendi deneyimlerime göre yaziyorum, ki zaten kahveyi hazirlarken bunlara uyarken daha mutlu oldugum icin yapiyorum.
Ama kavurucularin “suyu 98 degil 92 yap oyle dene, sirma kullan, blooming de 1 degil 2 kere spin aticaksin” gibi söylemleri bana palavra geliyor.

Bunu ilk defa Circulor alimindaki Uganda’nin son gramlarini arkadasim cmd’de kafasina göre klikte en bilindik french press (4dk bekle sona kadar bas) kahve hazirlayinca fark etmistim. Kahve iyi oldugu icin (+sohbet de eklenince) en keyif aldigim fincanlardan biri oldu, ki ben demlemedim bile.

Arada kendimi “ya 3:00 bitmesi gerekiyordu 3:40’da bitti kahve kötü oldu mu acaba” diye kaygilanirken buluyorum: fazla ince ögüttügüm icin degil, kahve yeterince iyi olmadigi icin böyle oluyor.
Demem o ki iyi ürünün genis bir demlenme araligi ve affediciligi var.
Ve hicbir kahvenin nazi yok, kavurucularin egosu var.
Kesinlikle katıyorum. Çekirdek var, kaynar suya koy istersen belli yani kahve de potansiyel var, Valide bile diyor bu şu kokuyor, şöyle bir tadı var vs ama bazen ise kavrumcunun x tatlısı, y şerbetini olarak yazdıklarını ne yapsakta alamıyoruz. Bu yüzden daha kahveyi bir kere bile demlememiş, açmamışken reçete sormanın ya da reçete bağımlısı olmanın anlamı yok bence.
 
Son düzenleme:
Orkun Üstel geçenlerde bir cümle kurmuştu. ''Referans reçetesi bir sonuç değil, bir başlangıçtır.'' Yani kendinize bir referans reçetesi belirleyin. En çok beğendiğiniz, ortalama fincanları yakalayabildiğiniz. Sonra da kahveye göre gerekli değişikleri uygulayınız. Bunun için de kahvede hangi değişkenlerin ne gibi sonuçlar yaratacağını öğrenmek gerekiyor ilk olarak. Bunu öğrendikten sonra reçete hazırlamak doğru tatlara ulaşmak konusunda sizleri epey ileri götürecektir. Aşırı detaylı 2 tur rao spin, kaşıkla iki tur karıştırma, 91 santigrat derece su gibi sunulan reçeteler ne yazık ki uygulanabilir değil. En genel hatlarıyla paylaşılan reçetelerde bile ikamet edilen şehirdeki rakım seviyeleri bir değil, doğal olarak basınç ve kaynama noktaları da bir değil. Bunu da geçtim, döktüğünüz su yüksekliği bir olamaz, kullandığınız su, döktüğünüz gooseneck kettle farkları gibi. Ajitasyon oranınız farklı. Sonuçların birebir aynı çıkması neredeyse imkansız. Bu sebeple kahveden beklentiniz varsa ilk olarak damağınızı eğitmenizi öneririm.
 
Direkt bu konuyla alakasi olmasa da yakin oldugu icin buraya yaziyorum.

Ben her zaman elimdeki yontemlerin hepsiyle kahveyi denemeye calisiyorum. Bunun sonucunda da iyi-kötü cekirdek ayrimini yapiyor, bazen de buraya yaziyorum. Özetle: iyi cekirdekten her türlü iyi kahve cikiyor;
kavurucunun tarifine uyulursa, daha iyi su kullanilirsa, daha profesyonel bir degirmen ile vs daha iyi kahve cikabiliyor.

Bunu tabii ki kendi deneyimlerime göre yaziyorum, ki zaten kahveyi hazirlarken bunlara uyarken daha mutlu oldugum icin yapiyorum.
Ama kavurucularin “suyu 98 degil 92 yap oyle dene, sirma kullan, blooming de 1 degil 2 kere spin aticaksin” gibi söylemleri bana palavra geliyor.

Bunu ilk defa Circulor alimindaki Uganda’nin son gramlarini arkadasim cmd’de kafasina göre klikte en bilindik french press (4dk bekle sona kadar bas) kahve hazirlayinca fark etmistim. Kahve iyi oldugu icin (+sohbet de eklenince) en keyif aldigim fincanlardan biri oldu, ki ben demlemedim bile.

Arada kendimi “ya 3:00 bitmesi gerekiyordu 3:40’da bitti kahve kötü oldu mu acaba” diye kaygilanirken buluyorum: fazla ince ögüttügüm icin degil, kahve yeterince iyi olmadigi icin böyle oluyor.
Demem o ki iyi ürünün genis bir demlenme araligi ve affediciligi var.
Ve hicbir kahvenin nazi yok, kavurucularin egosu var.
Direkt olarak aklıma Coffea Circulor başlığında Uganda Elgon için yaptığım yorum geldi. Ben de aynı şekilde "aman tıkandı, aman çok uzadı" derken çok güzel bir fincan çıkmıştı. Hatta 2.5 ay kendi paketinde, sırf denemek için 20 gram sakladığım bu çekirdeği geçenlerde hiçbir parametre gözetmeden, o an içimden nasıl geldiyse immersion dripperda demledim. İlk zamanlara göre aroma kaybı var evet, ama en vurucu nokta da şu ki son iki aydır yerli kavuruculardan aldığım kahvelere kıyasla kesinlikle çok çok daha fazla keyif aldım. Daha fazla söylenecek şey de yok bence, ağzınıza sağlık.
 
Direkt bu konuyla alakasi olmasa da yakin oldugu icin buraya yaziyorum.

Ben her zaman elimdeki yontemlerin hepsiyle kahveyi denemeye calisiyorum. Bunun sonucunda da iyi-kötü cekirdek ayrimini yapiyor, bazen de buraya yaziyorum. Özetle: iyi cekirdekten her türlü iyi kahve cikiyor;
kavurucunun tarifine uyulursa, daha iyi su kullanilirsa, daha profesyonel bir degirmen ile vs daha iyi kahve cikabiliyor.

Bunu tabii ki kendi deneyimlerime göre yaziyorum, ki zaten kahveyi hazirlarken bunlara uyarken daha mutlu oldugum icin yapiyorum.
Ama kavurucularin “suyu 98 degil 92 yap oyle dene, sirma kullan, blooming de 1 degil 2 kere spin aticaksin” gibi söylemleri bana palavra geliyor.

Bunu ilk defa Circulor alimindaki Uganda’nin son gramlarini arkadasim cmd’de kafasina göre klikte en bilindik french press (4dk bekle sona kadar bas) kahve hazirlayinca fark etmistim. Kahve iyi oldugu icin (+sohbet de eklenince) en keyif aldigim fincanlardan biri oldu, ki ben demlemedim bile.

Arada kendimi “ya 3:00 bitmesi gerekiyordu 3:40’da bitti kahve kötü oldu mu acaba” diye kaygilanirken buluyorum: fazla ince ögüttügüm icin degil, kahve yeterince iyi olmadigi icin böyle oluyor.
Demem o ki iyi ürünün genis bir demlenme araligi ve affediciligi var.
Ve hicbir kahvenin nazi yok, kavurucularin egosu var.
Benim, kavurulara ayıp olmasın diye açıkça yazmayıp diğer kahveseverlerle özel mesajla konuştuklarımı adam ne de güzel özetlemiş :)
Gerçekten de böyle, kahve çekirdek olarak kötüyse ya da kötü kavrulduysa ondan randıman alamazsın.
İyi bir çekirdek iyi de kavrulduysa en kötü demlemeyle bile bir şekilde tatmin eder. Acı da olsa, hafif sulu da olsa, biraz ekşi de tatsa tatmin eder; öğütümü değiştirir suyun kalitesiyle oynar o ekşiliği acılığı giderir nirvanasına ulaşırsın çekirdeğin. Ama çekirdek kötüyse öğütüm, döküş stili, su sıcaklığı vs değiştirmek kahveyi kurtaramıyor.
 
Halihazirda Clever kullanicisiyim. Zamaninda almis oldugum V60 da var ancak gooseneck kettle sahibi olmadigimdan oyle yatiyor.
Bu 2 yontem arasinda tat profili acisindan nasil bir fark var?
Mesela gövde? Clever'da daha mi yuksek oluyor?
Ben daha aromatik tatlari ve tatliligi sevdigimden acaba gooseneck icin bir yatirim yapsam mi diye düşünüyorum.
 
Halihazirda Clever kullanicisiyim. Zamaninda almis oldugum V60 da var ancak gooseneck kettle sahibi olmadigimdan oyle yatiyor.
Bu 2 yontem arasinda tat profili acisindan nasil bir fark var?
Mesela gövde? Clever'da daha mi yuksek oluyor?
Ben daha aromatik tatlari ve tatliligi sevdigimden acaba gooseneck icin bir yatirim yapsam mi diye düşünüyorum.
Moccamaster, immersion dripper, aeropress vs kullandım ve kullanıyorum.
İnanması belki zor ama hiçbirisi 80 tllik plastik v60 değil 🙁
Kettle ve iyi bir filtre alırsanız en aromatik kahveleri içersiniz
 
Halihazirda Clever kullanicisiyim. Zamaninda almis oldugum V60 da var ancak gooseneck kettle sahibi olmadigimdan oyle yatiyor.
Bu 2 yontem arasinda tat profili acisindan nasil bir fark var?
Mesela gövde? Clever'da daha mi yuksek oluyor?
Ben daha aromatik tatlari ve tatliligi sevdigimden acaba gooseneck icin bir yatirim yapsam mi diye düşünüyorum.
Merhaba, filtrede kullandığım ekipmanlar özelinde bir sıralama yapmam gerekirse, aromatik deneyim ve yoğunluk-doygunluk-gövde anlamında,

1. Aeropress
2. Immersion Dripper Switch
3. V60 Klasik Yöntem
4. Delter Press

Bugün aynı öğütüm aynı kahveyi aynı suyla, Aeropress ve Delter'da yanyana demledim. Aeropress benim, Delterpress de eşim için... İkisinin de tadına baktım, Delter daha zarif, aeropress ise ben buradayım diyor. Delter çay gibi tatta-görüntüde saydam kahve, aeropress kahve gibi kahve veriyor.
Klasik V60 tekniğinize-öğütümünüze göre bunların arasında bir şeyler vaat ediyor.
Cleveri kilidi açık konumda birkaç kez deneyin, ortaya çıkan kahve sizi önceki deneyimlerden daha fazla memnun ediyorsa kazboyun kettle için yatırım yapmayı düşünebilirsiniz.
 
Halihazirda Clever kullanicisiyim. Zamaninda almis oldugum V60 da var ancak gooseneck kettle sahibi olmadigimdan oyle yatiyor.
Bu 2 yontem arasinda tat profili acisindan nasil bir fark var?
Mesela gövde? Clever'da daha mi yuksek oluyor?
Ben daha aromatik tatlari ve tatliligi sevdigimden acaba gooseneck icin bir yatirim yapsam mi diye düşünüyorum.
Ben Clever/switch tadını bazı kahvelerde daha çok seviyorum. Risksiz net güzel kahve çıkıyor tek parametre öğütüm inceliği kahveden kahveye değişiyor. Ama bazı Kahveler de v60 a çok yakışıyor. Net olarak biri diğerinden daha iyi diyemem, ama ikisinden de olması bir avantaj.
 
Cevaplariniz icin tesekkur ederim.
Anliyorumki aslinda farkli sonuclar elde edecegiz. Ve burada zevk unsuru devreye giriyor.

Bazen diyorumki, bu kadar zor olmamali :))
 
Herkese merhaba,

Bloomingin kabaca tanımı, öğütülmüş kahvenin suyla temasıyla bünyesindeki CO2’yi dışarı atmasıdır, bununda demlemede kahvenin lezzetine olumlu katkısı olduğu söylenmekte fakat örneğin clever ile yaptığımız immersion demlemede, kahveyi belirli bir süre boyunca tamamen suyun içinde tutularak yapılan demlemelerde bloomingin işleminin yapılmamasına rağmen oldukça tutarlı sonuçlar alınmakta, bildiğim kadarıyla cupping tadım teslerinde de blooming işlemi uygulanmamakta.Tecrübeli arkadaşlardan zihnimi kurcalayan, blooming gerçekten gereklimi yada çokta gerekli olmayan bir ritüelmi? sorusuna cevap bulabilmek. Bu konuda terübeli arkadaşkarın yorumlarını rica ederim.
 
Geri
Üst