Geçenlerde dükkânda biri sordu:
"Abi bu AeroPress yarışmalarıyla Brewers Cup aynı şey değil mi?"
Aslında çok normal bir soru.
Dışarıdan bakınca ikisinde de kahve demleniyor. Masada ekipman var, tartı var, kronometre var... Hatta uzaktan baksanız "hepsi aynı işi yapıyor" dersiniz.
Ama işin içine girince baya farklı.
Şöyle düşünelim..
Biri aşçılık yarışması, diğeri MasterChef'te jüriye yemeğin neden öyle yapıldığını da gösterdiğimiz bölüme benziyo.
İkisi de yemek. Ama beklenen şey aynı değil.
Kahvede de durum buna benziyor.
İnsan bazen evde menemen yaparken bile "Bugün soğan koysam mı?" diye düşünüyor ya... AeroPress de biraz öyle. Sürekli küçük denemeler.
Ve en tuhaf tarafı...
Kimse çıkıp uzun uzun sunum yapmıyor: Hakemler de "Bu çekirdek şu rakımda yetişti..." diye hikâye dinlemiyor.
Aslında tek soru şu:
"Hangisini bir fincan daha içmek isterim?"
Bu kadar sade ama güzellikte burada.
Fincan, konuşuyor. Yarışmacı değil.
Burada güzel kahve yapmak yine önemli.
Ama tek başına yetmiyor :Çünkü hakemler sana şunu soruyor:
Sonucu doğru buldun diye tam puan alamıyorsun. İşlemi de göstermen gerekiyor.
Bir de işin zor ve güzeltarafı şu...
Anlattığın her şeyi fincanda gerçekten hissettirebiliyor musun?
"Bu kahvede şeftali, yasemin ve bal tatlılığı var." dedin .
Hakem içtiğinde gerçekten onları buluyor mu?
! mesele burada.
"Yarışıyorlar işte." > Evet, yarışıyorlar. >Ama sadece birbirleriyle değil. Aslında dünkü bilgileriyle + Geçen seneki reçeteleriyle yarışıyorlar.
"Hep böyle yapıyorduk." diyerek yarışıyorlar. iddialı olacak ama...
Kahve sektöründeki birçok gelişme önce yarışma masalarında ortaya çıkıyor. Sonra kafelere geliyor. Sonra bizim günlük kahvemize.
Kahve gerçekten inatçı bir karakter. Tam "çözdüm seni" diyorsunn ama Ertesi hasatta yeniden tanışıyorsun.
Teraziyi daha dikkatli kullanıyor.
Öğütümü daha bilinçli ayarlıyor.
Makineyi daha iyi tanıyor.
Ve müşteri soru sorunca ezber cümle kurmuyor.( ki artık çok önemli)
Bildiğini veya tecrübesini gerçekten anlatabiliyor. Müşteri tam anlamayabilir. Ama şunu hissediyor:
"Buradaki kahve daha özenli."
İşte o hissin arkasında; yarışma hazırlığında kazanılmış alışkanlıklar duruyor.
Ama bugün kafelerde normal gördüğümüz birçok şey...
Bloom süreleri... Bypass... Su reçeteleri... Filtre seçimleri... Ekstraksiyon hesapları...
Bunla önce yarışmalarda saatlerce tartışıldı.
Denendi > Yanlış yapıldı > Tekrar denendi> Tutdu ve sonra sektöre yayıldı.
Gerçekte teknoloji dünyasında da böyle değil mi?
Bugün telefonda tek dokunuşla kullandığımız birçok özellik, yıllar önce laboratuvarlarda defalarca başarısız olmuş denemelerin sonucu.
Kahvede de süreç çok aynı işliyor.
Fotoğraf çekiliyor, Alkış oluyor, Bir sonraki yarışmaya kadar herkes işine dönüyor. Sadece kazanan o kupayı alan kişi olmuyor bence.
Sektör kazanıyor. Çünkü biri yeni bir yöntem buluyor. Bir başkası onu geliştiriyor.
Bir başkası farklı bir çekirdekte deniyor.
Sonra Birileri fikirleri alıp kavurmaya, demlemeye, müşterileriler ve bizlere servis ediyor.
Yani AeroPress Championship de Brewers Cup da sadece yarışma değil.
Biraz okul...
Biraz laboratuvar...
Biraz da kocaman bir paylaşım masası.
Ve açıkçası, kahvenin bugün olduğu yere gelmesinde bu masaların payı düşündüğümüzden çok daha büyük.
"Abi bu AeroPress yarışmalarıyla Brewers Cup aynı şey değil mi?"
Aslında çok normal bir soru.
Dışarıdan bakınca ikisinde de kahve demleniyor. Masada ekipman var, tartı var, kronometre var... Hatta uzaktan baksanız "hepsi aynı işi yapıyor" dersiniz.
Ama işin içine girince baya farklı.
Şöyle düşünelim..
Biri aşçılık yarışması, diğeri MasterChef'te jüriye yemeğin neden öyle yapıldığını da gösterdiğimiz bölüme benziyo.
İkisi de yemek. Ama beklenen şey aynı değil.
Kahvede de durum buna benziyor.
AeroPress Championship: "Bir fikrim var, deneyelim."
AeroPress yarışmalarını seviyorum. Çünkü biraz "Acaba bunu yapsak ne olur?" ruhu var.- Suyu biraz daha sıcak kullansam?
- Filtreyi değiştirsem?
- Kahveyi biraz daha ince öğütsem?
- Karıştırmayı iki tur fazla yapsam?
İnsan bazen evde menemen yaparken bile "Bugün soğan koysam mı?" diye düşünüyor ya... AeroPress de biraz öyle. Sürekli küçük denemeler.
Ve en tuhaf tarafı...
Kimse çıkıp uzun uzun sunum yapmıyor: Hakemler de "Bu çekirdek şu rakımda yetişti..." diye hikâye dinlemiyor.
Üç fincan geliyor.
Kör tadım yapılıyor.
Sonra içlerinden biri seçiliyor.
Aslında tek soru şu:
"Hangisini bir fincan daha içmek isterim?"
Bu kadar sade ama güzellikte burada.
Fincan, konuşuyor. Yarışmacı değil.
Brewers Cup'ta işler biraz değişiyor
Şimdi gelelim Brewers Cup'a.Burada güzel kahve yapmak yine önemli.
Ama tek başına yetmiyor :Çünkü hakemler sana şunu soruyor:
- Tamam, bunu neden böyle yaptın?
- Neden bu çekirdek?
- Neden bu kavurma?
- Neden bu su?
- Neden bu öğütüm?
Sonucu doğru buldun diye tam puan alamıyorsun. İşlemi de göstermen gerekiyor.
Bir de işin zor ve güzeltarafı şu...
Anlattığın her şeyi fincanda gerçekten hissettirebiliyor musun?
"Bu kahvede şeftali, yasemin ve bal tatlılığı var." dedin .
Hakem içtiğinde gerçekten onları buluyor mu?
! mesele burada.
Peki bunlar neden önemli?
Bazen şöyle yorumlar görüyorum:"Yarışıyorlar işte." > Evet, yarışıyorlar. >Ama sadece birbirleriyle değil. Aslında dünkü bilgileriyle + Geçen seneki reçeteleriyle yarışıyorlar.
"Hep böyle yapıyorduk." diyerek yarışıyorlar. iddialı olacak ama...
Kahve sektöründeki birçok gelişme önce yarışma masalarında ortaya çıkıyor. Sonra kafelere geliyor. Sonra bizim günlük kahvemize.
Kavurucular için tam bir oyun alanı
kavurucular açısından bakınca yarışmaların ayrı bir değeri var. Çünkü çekirdeği ve kendinizi gerçekten zorluyorsunuz.- "Buradan daha fazlasını çıkarabilir miyiz?"
- "Bu profili biraz değiştirsek ne olur?"
- "Başka su kullansak sonuç değişir mi?"
Kahve gerçekten inatçı bir karakter. Tam "çözdüm seni" diyorsunn ama Ertesi hasatta yeniden tanışıyorsun.
Kafeler neden önemsemeli?
Yarışmaya hazırlanan baristanın günlük servisi de değişiyor.Teraziyi daha dikkatli kullanıyor.
Öğütümü daha bilinçli ayarlıyor.
Makineyi daha iyi tanıyor.
Ve müşteri soru sorunca ezber cümle kurmuyor.( ki artık çok önemli)
Bildiğini veya tecrübesini gerçekten anlatabiliyor. Müşteri tam anlamayabilir. Ama şunu hissediyor:
"Buradaki kahve daha özenli."
İşte o hissin arkasında; yarışma hazırlığında kazanılmış alışkanlıklar duruyor.
Bir de işin görünmeyen tarafı var
hiç AeroPress yarışması izlememiş olabilirsiniz, Belki Brewers Cup da takip etmiyorsunuz.Ama bugün kafelerde normal gördüğümüz birçok şey...
Bloom süreleri... Bypass... Su reçeteleri... Filtre seçimleri... Ekstraksiyon hesapları...
Bunla önce yarışmalarda saatlerce tartışıldı.
Denendi > Yanlış yapıldı > Tekrar denendi> Tutdu ve sonra sektöre yayıldı.
Gerçekte teknoloji dünyasında da böyle değil mi?
Bugün telefonda tek dokunuşla kullandığımız birçok özellik, yıllar önce laboratuvarlarda defalarca başarısız olmuş denemelerin sonucu.
Kahvede de süreç çok aynı işliyor.
Sonunda kupayı biri kaldırıyor.
Fotoğraf çekiliyor, Alkış oluyor, Bir sonraki yarışmaya kadar herkes işine dönüyor. Sadece kazanan o kupayı alan kişi olmuyor bence.
Sektör kazanıyor. Çünkü biri yeni bir yöntem buluyor. Bir başkası onu geliştiriyor.
Bir başkası farklı bir çekirdekte deniyor.
Sonra Birileri fikirleri alıp kavurmaya, demlemeye, müşterileriler ve bizlere servis ediyor.
Yani AeroPress Championship de Brewers Cup da sadece yarışma değil.
Biraz okul...
Biraz laboratuvar...
Biraz da kocaman bir paylaşım masası.
Ve açıkçası, kahvenin bugün olduğu yere gelmesinde bu masaların payı düşündüğümüzden çok daha büyük.
Son düzenleme: