• Mayıs Ayı Kahve Kulübü Toplu Alım Organizasyonu
    Sevgili Ziyaretçi Mayıs ayı Kahve Kulübü ortak alım firması sizlerin oyları ile Montag Coffee seçildi. Bu konudan Mayıs ayı toplu alımı ile ilgili gelişmeleri öğrenebilirsin. Kahve Kulübü toplu alımı ve kulüp ile ilgili gelişmelerden, özel indirimlerden, yayınlardan hızlı bir şekilde haberdar olmak için buradan Whatsapp Kanalına katılmayı, Instagram ve Twitter adreslerinden bizi takip etmeyi unutmayın.
  • Telefon numaranızı paylaşmadan Kahve Kulübü duyurularından, güncel indirim ve kampanyalardan haberdar olmak istiyorsanız Bu Linke tıklayarak Kahve Kulübü Whatsapp Kanalını takip edebilirsiniz.

Üst seviye elektrikli öğütücü rehberi

gergingörünüşlüadam

Barista
Editör
Konum
Ankara
Merhaba dostlar

Ev tipi üst seviye elektrikli öğütücü almak isteyenlere bir rehber, biz fanilere de biraz züğürt çenesi olsun diye açtım bu başlığı.

Comandanteye motor takma çalışmalarından anlaşılacağı üzere bu alanda piyasada bir boşluk vardı. Bu boşluğu doldurmak üzere niche zero, fellow ode, idose df64 ve son olarak timemore'un sculpture modeli çıkarıldı. Yeni duyurulan Niche Duo'nun da 1 Nisan şakası olmadığını varsayarak böyle bir rehberin faydalı olacağı kanaatindeyim.

Kendi tecrübem yok, o yüzden mevzubahis öğütücülere sahip arkadaşlar deneyimlerini aktarırsa güzel bir rehber hazırlayabiliriz.

Aşağıdaki sorulara cevap vererek de başlayabiliriz?

Flat burr / konik burr farkı nedir?
Flat burr çapı artması daha mı iyidir?
SSP nedir?
PID ne işe yarar?
Maksimum performans için espresso odaklı ve filtre odaklı ayrı ayrı öğütücüler mi alınmalı?
 
Ben az rağbet göreceğini düşündüğüm ve nacizane uzmanlık alanım olan konuya ait sorudan başlayayım.

PID, geribeslemeli bir kontrol algoritmasıdır. Kontrol teorisinin bizlere armağanıdır, en genel tanımıyla bir şeyi "kontrol" etmek demek normal şartlarda istediğimiz şekilde davranmayan bir sistemin davranışını dışarıdan uyguladığımız bir takım sinyallerle istediğimiz şekle getirmek demektir. PID bu işi yapan algoritmalar içerisinde endüstride ezici bir biçimde en yaygın olanıdır. Eğer günlük hayatınızda herhangi bir değeri sabit tutmaya çabalayan bir alet görürseniz içinde PID olması ihtimali oldukça yüksektir (:

Kahve camiasında bu genelde sıcaklık kontrolü olarak karşımıza çıkar, bir kahve makinesinin sıcaklık kontrolünde PID olması demek genel anlamda sistemin ayarladığınız sıcaklığa getirilmesi ve bu sıcaklıkta sabit tutulması için aksiyon alacak bir donanıma sahip olması demektir. Normal termostatlı sistemlere göre çok daha stabil bir sıcaklık yönetimi sağlar.

Örnek: Sıcaklık kontrolü için sadece termostat kullanan bir sistemde genelde 2 tane nokta olur. Bu noktaların birinde ısıtıcı açılır, diğerinde kapatılır.

Bu noktalar 85 ve 95 derece olarak belirlendiyse mesela, ısıtıcı sistem 95 dereceye kadar açık kalır ve sonra kapanır. Ama ısıtıcı kapanır kapanmaz su sıcaklığı artmayı durdurmaz, bir iki derece daha artar mesela. Sonra su sıcaklığı 85 dereceye düşünce ısıtıcı tekrar açılır. Dolayısı ile siz biraz altı ve biraz üstü de dahil olmak üzere bu iki nokta arasında bir yerlerde olursunuz hep.

Ama PID'li bir sistemde su sıcaklığı sürekli ölçülür ve ısıtıcı sürekli açılıp kapatılarak siz 95 dereceye ayarladıysanız 95 derecede su sıcaklığı sabit tutulmaya çalışılır.

Aynı şekilde öğütücü motorlarında hız kontrolü olarak görürüz bu da ayarladığınız RPM değerinin farklı yükler altında (çekirdek yapısı, koyduğunuz çekirdek miktarı vs.) sabit kalmasını sağlamak için kullanılır. Değirmeni 1200 RPM'e ayarladığınızda tüm diğer değişkenlerden bağımsız olarak bu hızı garanti eden şey bu kontrol algoritmasıdır.

Bunun örnek kısmı biraz daha karışık, ama şöyle düşünülebilir:
Çek bırak sürüklemeli oyuncak arabalar vardır, belli bir miktar çekip bırakırsınız. Şimdi siz bu arabanın 50 cm. yol almasını istiyorsanız, deneyerek arabayı ne kadar çekip sonra bırakmanız gerektiğini bulabilrsiniz. Ama mesela aynı arabayı parkede değil de halı üzerinde aynı miktarda çekseniz bu sefer 50 cm yol almaz, daha fazla çekmeniz gerekir. İşte elektrik motorlarında da farklı yükler altında aynı hızı garanti etmek için bu tarz bir sisteme ihtiyaç var, bu işi de PID yapıyor.

Ben sadece sabit tutmak üzerinde durdum ama sistemin istediğiniz noktaya ne şekilide getirildiği de önemli olabilir, örneğin elinizde ani sıcaklık değişimlerine çok hassas bir sistem varsa bu sistemi belirli bir profil ile ısıtmak da gerekebilir. (Saniyede 1 dereceden fazla artmayacak, final değeri en fazla 1 derece geçebilir, bir kere oturduktan sonra en fazla 1 derece değişebilir gibi)

Ben elimden geldiğince basitleştirmeye çalıştım ama oldukça kompleks bir konu aslında. Yoğun bir matematik alt yapısı var herşeyden önce.

İşin pratik kısmıyla çok ilgilenmiyorum, dolayısı ile pratik sorularınıza muhtemelen yardım edemem ama PID ve kontrol teorisi hakkında konuşmak isteyen olursa seve seve konuşabilirim, mesaj atabilirsiniz (:
 
Ben az rağbet göreceğini düşündüğüm ve nacizane uzmanlık alanım olan konuya ait sorudan başlayayım.

PID, geribeslemeli bir kontrol algoritmasıdır. Kontrol teorisinin bizlere armağanıdır, en genel tanımıyla bir şeyi "kontrol" etmek demek normal şartlarda istediğimiz şekilde davranmayan bir sistemin davranışını dışarıdan uyguladığımız bir takım sinyallerle istediğimiz şekle getirmek demektir. PID bu işi yapan algoritmalar içerisinde endüstride ezici bir biçimde en yaygın olanıdır. Eğer günlük hayatınızda herhangi bir değeri sabit tutmaya çabalayan bir alet görürseniz içinde PID olması ihtimali oldukça yüksektir :)

Kahve camiasında bu genelde sıcaklık kontrolü olarak karşımıza çıkar, bir kahve makinesinin sıcaklık kontrolünde PID olması demek genel anlamda sistemin ayarladığınız sıcaklığa getirilmesi ve bu sıcaklıkta sabit tutulması için aksiyon alacak bir donanıma sahip olması demektir. Normal termostatlı sistemlere göre çok daha stabil bir sıcaklık yönetimi sağlar.

Örnek: Sıcaklık kontrolü için sadece termostat kullanan bir sistemde genelde 2 tane nokta olur. Bu noktaların birinde ısıtıcı açılır, diğerinde kapatılır.

Bu noktalar 85 ve 95 derece olarak belirlendiyse mesela, ısıtıcı sistem 95 dereceye kadar açık kalır ve sonra kapanır. Ama ısıtıcı kapanır kapanmaz su sıcaklığı artmayı durdurmaz, bir iki derece daha artar mesela. Sonra su sıcaklığı 85 dereceye düşünce ısıtıcı tekrar açılır. Dolayısı ile siz biraz altı ve biraz üstü de dahil olmak üzere bu iki nokta arasında bir yerlerde olursunuz hep.

Ama PID'li bir sistemde su sıcaklığı sürekli ölçülür ve ısıtıcı sürekli açılıp kapatılarak siz 95 dereceye ayarladıysanız 95 derecede su sıcaklığı sabit tutulmaya çalışılır.

Aynı şekilde öğütücü motorlarında hız kontrolü olarak görürüz bu da ayarladığınız RPM değerinin farklı yükler altında (çekirdek yapısı, koyduğunuz çekirdek miktarı vs.) sabit kalmasını sağlamak için kullanılır. Değirmeni 1200 RPM'e ayarladığınızda tüm diğer değişkenlerden bağımsız olarak bu hızı garanti eden şey bu kontrol algoritmasıdır.

Bunun örnek kısmı biraz daha karışık, ama şöyle düşünülebilir:
Çek bırak sürüklemeli oyuncak arabalar vardır, belli bir miktar çekip bırakırsınız. Şimdi siz bu arabanın 50 cm. yol almasını istiyorsanız, deneyerek arabayı ne kadar çekip sonra bırakmanız gerektiğini bulabilrsiniz. Ama mesela aynı arabayı parkede değil de halı üzerinde aynı miktarda çekseniz bu sefer 50 cm yol almaz, daha fazla çekmeniz gerekir. İşte elektrik motorlarında da farklı yükler altında aynı hızı garanti etmek için bu tarz bir sisteme ihtiyaç var, bu işi de PID yapıyor.

Ben sadece sabit tutmak üzerinde durdum ama sistemin istediğiniz noktaya ne şekilide getirildiği de önemli olabilir, örneğin elinizde ani sıcaklık değişimlerine çok hassas bir sistem varsa bu sistemi belirli bir profil ile ısıtmak da gerekebilir. (Saniyede 1 dereceden fazla artmayacak, final değeri en fazla 1 derece geçebilir, bir kere oturduktan sonra en fazla 1 derece değişebilir gibi)

Ben elimden geldiğince basitleştirmeye çalıştım ama oldukça kompleks bir konu aslında. Yoğun bir matematik alt yapısı var herşeyden önce.

İşin pratik kısmıyla çok ilgilenmiyorum, dolayısı ile pratik sorularınıza muhtemelen yardım edemem ama PID ve kontrol teorisi hakkında konuşmak isteyen olursa seve seve konuşabilirim, mesaj atabilirsiniz :)
Hocam bir de RPM değerlerinin pratikte kahve öğütümüne ne gibi yansımaları oluyor bundan da bahseder misiniz? Neden değirmenimin RPM değerini belirleyip sabit tutmak isteyeyim mesela? Sıcaklık meselesinde olduğu gibi koyu kavrumda şu RPM iyidir açık kavrumda bu, washed çekirdekte bu iyidir naturelde bu, espressoda şu iyidir filtrede bu gibi bir durum var mı?
 
Hocam bir de RPM değerlerinin pratikte kahve öğütümüne ne gibi yansımaları oluyor bundan da bahseder misiniz? Neden değirmenimin RPM değerini belirleyip sabit tutmak isteyeyim mesela? Sıcaklık meselesinde olduğu gibi koyu kavrumda şu RPM iyidir açık kavrumda bu, washed çekirdekte bu iyidir naturelde bu, espressoda şu iyidir filtrede bu gibi bir durum var mı?
Hocam o beni de aşıyor :D Zaten kahve için de karanlık bölge resmen, yeni yeni bir birikim oluşuyor anladığım kadarıyla.

RPM değerinin sabit olması öğütümün homojen olması için önemli, farklı hızlar öğütüm boyutuna ve geometrisine etki ediyor çünkü. Dolayısı ile değirmenin en azından kendi içinde tutarlı olması beklenebilir, istenebilir

Ama neden 900 değil 1200 isteyeyim derseniz onu ben de bilmiyorum.

Bu konuda şöyle bir yazı buldum sadece, özetini de şurada yazmıştım.
 
Hocam bir de RPM değerlerinin pratikte kahve öğütümüne ne gibi yansımaları oluyor bundan da bahseder misiniz?

Genel olarak etkisi şu motor hızlı döndükçe parçalanma daha fazla oluyor bu nedenle daha fazla toz ve küçük partikül üretiliyor. Hız yavaşladığında ise daha homojen bir öğütüm oluyor. Sonuca baktığımızda espressoda biraz parçacık olması işimize yarıyor(konik değirmen) küçük parçalar büyük parçaların arasına girerek daha dirençli bir puck ortaya çıkarıyor. Daha gövdeli fakat daha az temiz bir fincan demek. Düşük hız homojen öğütüm ise özellikle filtrede daha temiz bir tad demek. Çünkü bütün partiküllerin boyutu eşit olduğu için hepsi homojen demleniyor. İrili ufaklı olsaydı partiküllerin demlenmesi farklı olacaktı küçük olanlar over büyük olanlar under kalacaktı vs.....

Sonuç olarak tüm demleme sürecine sadece rpm etki etmediği için değişken olarak değerlendirmek gerekiyor :) Tek bir kahvede düşük ve yüksek hıza bakıp kendi içerisinde değerlendirmek yapmak daha doğru olacaktır.
 
Genel olarak etkisi şu motor hızlı döndükçe parçalanma daha fazla oluyor bu nedenle daha fazla toz ve küçük partikül üretiliyor. Hız yavaşladığında ise daha homojen bir öğütüm oluyor. Sonuca baktığımızda espressoda biraz parçacık olması işimize yarıyor(konik değirmen) küçük parçalar büyük parçaların arasına girerek daha dirençli bir puck ortaya çıkarıyor. Daha gövdeli fakat daha az temiz bir fincan demek. Düşük hız homojen öğütüm ise özellikle filtrede daha temiz bir tad demek. Çünkü bütün partiküllerin boyutu eşit olduğu için hepsi homojen demleniyor. İrili ufaklı olsaydı partiküllerin demlenmesi farklı olacaktı küçük olanlar over büyük olanlar under kalacaktı vs.....

Sonuç olarak tüm demleme sürecine sadece rpm etki etmediği için değişken olarak değerlendirmek gerekiyor :) Tek bir kahvede düşük ve yüksek hıza bakıp kendi içerisinde değerlendirmek yapmak daha doğru olacaktır.
Hocam neden konik olmasını parantez içine aldınız? Flatlerdre de durum böyle değil mi? Yani daha hızlı RPM daha tozlu, daha düşük RPM daha homojen değil mi flatlerde de?
 
Konik değirmen bimodal öğütüm sağlıyor. Onu kastettim üretilen küçük toz parçalar araya girerek daha iyi bir direnç mekanizması sağlıyor
Hocam onu anladım, yani bu durum düz bıçaklarda böyle değil mi demek istedim. Bu temel bir farkları mı, konikler yapısı gereği düzlere göre daha mı tozlu öğütüyor diye sormak istedim.
 
O zaman bende konik/flat mevzusuna değineyim biraz.

Konik değirmenler uygun ebada gelen partiküllerin dişlilerden ayrılması için yer çekimine güvenirler. Ama flat değirmenler bunu merkez kaç ile sağlarlar. Bu sebeple RPM konik değirmenlerde farklı, flat değirmenlerde farklı sonuçlara neden olabilir. Flat toz üretmez diyemeyiz ama görece konikden daha az toz üretebilir. @NoDRaC hocamında dediği gibi espressoda basınç oluşması ve sonucunda gövdeli bir çıktı alabilmek adına bu tozlara da ihtiyaç var.

Flat burr çapı artması daha mı iyidir?
Temelde saniyede öğütülen kahve miktarından başka çok bir şeyi değiştirmez lakin bıçağın yapısı gereği daha homojen bir öğütüm sağlayadabilir. Ama bu çapdan ziyade ortaya çıkan geometriye daha çok bağlıdır.

Flat burr / konik burr farkı nedir?
Tamamen ayrı öğütüm teknikleri olmalarının dışında bizi ilgilendiren kısmı şu diyebiliriz. Konik öğütücülerde meyvemsi tadlar, flat öğütücülerde karamel/çikolata tadlar parlar. Bakın parlar kelimesini özellikle dikkat çünkü çekirdekte olmayan bir notayı çekirdeğe eklemez. Sadece çekirdekte zaten bulunan notaları ön plana alır ya da almaz gibi düşünebilirsiniz.

Maksimum performans için espresso odaklı ve filtre odaklı ayrı ayrı öğütücüler mi alınmalı?
Sorusunun cevabı maalesef evet. Hatta en ideal koşullarda espresso için flat/konik ve filtre için flat/konik e kadar gider ama arap şeyhi olmadığımızdan neyse ki kimse böyle şeyler yapmıyor(dur yani inşallah).
 
Sorulan soruların çoğu aslında forumda var. Ama burada derli toplu tecrübeler olması daha iyi bence

-Ben ev tipi elektrikli değirmen tecrübesinden bahsedeyim. Üst seviye değirmenden kastınız lagom p64 gibi değirmenlerse yerli/yabancı değerlendirmelerden anlaşıldığı üzere iş akışı kolay. Herşey önceden ayarlanmış ve düşünülmüş. Size sadece burr seçimi kalıyor. Ama daha ucuz değirmenler modifikasyon ve uğraş gerektiriyor (ode/df64 vs). Bazen neredeyse el değirmeni kadar uğraştırıcı. Retention, hizalama için saatlerce uğraş, seasoning, temizliğin zor olması, statik problemleri derken bazen yorulduğunuzu hissediyorsunuz. Ama doğru kombinasyonlarla 1zpresso ve cmd dahil denediğim tüm el değirmenlerinden daha iyi sonuçlar aldım (kendi subjektif görüşüm).
Yani birincil amaç çıktının kalitesi ise evet mutlu olunur. Ama bunu yaparken daha az uğraşayım derseniz cebinizden vergi hariç en az 1500-1600 dolar ve üstü çıkması lazım.

-Konik ve flat temel bıçak geometrileridir.
Konik burr
Genellikle ucuzdur. Kahve yolu kısa olduğundan birim süre başına öğütüm miktarı flat’e göre daha düşüktür. Daha az tork üreten motorlarla çalışabilir
-flat burr ise görece daha pahalıdır. Kahve yolu daha uzun olduğundan daha yüksek tork ve dönüş hızı olan motolara ihtiyaç duyar.
Şu an için ikisi arasında kahve partikül dağılımı açısından hangisinin iyi olduğuna dair net kanıt içeren bir çalışma yokmuş (j.gagne kitabında bahsediyor)

Çapın etkisi için bazıları artması iyidir bazıları etkisi yok diyor. Benim tecrübem yok.
Çap arttıkça motor gücü de artmalı. Bu yüzden değirmen büyüklüğü artıyor. Dahası çap arttıkça hizalama zorlaşıyor. Bu yüzden üretim toleransı daha iyi olması gerekiyor. Bu da fiyata yansıyor. Dolayısıyla ev kullanıcısının çok da büyük burr seçmesi bana mantıklı gelmiyor. Daha çok burr geometrsine odaklanmak gerekiyor.
Aynı 64mm çapa sahip sürüyle üretilmiş burr var ama hepsinin tad profili farklı.

-ssp burr markası. Kore firması. İsviçre’de birçok değirmen markası için üretim yapıyor. Genel olarak çok beğenildiği için modifikasyonlarda hep adı geçiyor. Başka markalar da var gorilla gear gibi.


-pid/rpm mevzusu yukarda çok iyi anlatılmış zaten.

-espresso/filtre değirmenlerinin ayrı seçilmesi:
Espresso tecrübem yok. Fakat şöyle bir durum var. Klasik espresso için bildiğim kadarıyla filtreye göre daha fazla küçük partikül üreten burr’ler tercih ediliyor. Aynı burr filtre kahvede clarity’de kayıp demek. Ek olarak aynı değirmende espressodan filtre ayarına geçiş de yorucu ve uğraştırıcı. Dolayısıyla en iyi sonuç için farklı profil bıçaklar ve farklı değirmenleri bir arada tutmak bence en mantıklı
 
Araştırdığım kadarıyla düz bıçaklarda homojen yapı dışında bir de ömür olarak daha avantajlı gibi. Özellikle bıçak çapının büyük olması sadece hızı etkilemiyor aromayı da doğrudan etkiliyor. Sanırım en buyuk bıcaklar da 83 mm civarında piyasada ama nadir. Yani lafın kısası espresso aşığı birinin tek makine alma şansı varsa bence flat alınmalı. Filtre için konik olması daha avantajlı gibi. Genel olarak piyasada satılan ürünlerde öğütümün yanında görüntünün de çok dikkate alındığını farkediyorum. Amac iyi ogutumse bence makinenin tipine bakılmamalı. Çünkü gerçekten iyi oğutulmus bir kahve başka bir tecrübe. Kahveye yeni yeni ilgi duyan insanların inanmak istemeyeceği bir konu olsa da öğütücü, bir kahve makinesinden daha önemli. Ayrıca bu durumların bir hastalığa dönüşme ihtimali çok yüksek. İyi bir espresso içen birinin daha iyisi olabilir mi merakı, asla bitmez gibi geliyor bana.
 
Maksimum performans için espresso odaklı ve filtre odaklı ayrı ayrı öğütücüler mi alınmalı?
Sorusunun cevabı maalesef evet. Hatta en ideal koşullarda espresso için flat/konik ve filtre için flat/konik e kadar gider ama arap şeyhi olmadığımızdan neyse ki kimse böyle şeyler yapmıyor(dur yani inşallah).
Başlığı hortlatmak istiyorum. Farz edelim ki petrol şeyhiyim.

Flat burr ile konik burr elma ile armut gibi, biri diğerinden daha iyi değil. Sadece farklı damaklara hitap ediyor diyebilir miyiz?
 
O zaman bende konik/flat mevzusuna değineyim biraz.

Konik değirmenler uygun ebada gelen partiküllerin dişlilerden ayrılması için yer çekimine güvenirler. Ama flat değirmenler bunu merkez kaç ile sağlarlar. Bu sebeple RPM konik değirmenlerde farklı, flat değirmenlerde farklı sonuçlara neden olabilir. Flat toz üretmez diyemeyiz ama görece konikden daha az toz üretebilir. @NoDRaC hocamında dediği gibi espressoda basınç oluşması ve sonucunda gövdeli bir çıktı alabilmek adına bu tozlara da ihtiyaç var.

Flat burr çapı artması daha mı iyidir?
Temelde saniyede öğütülen kahve miktarından başka çok bir şeyi değiştirmez lakin bıçağın yapısı gereği daha homojen bir öğütüm sağlayadabilir. Ama bu çapdan ziyade ortaya çıkan geometriye daha çok bağlıdır.

Flat burr / konik burr farkı nedir?
Tamamen ayrı öğütüm teknikleri olmalarının dışında bizi ilgilendiren kısmı şu diyebiliriz. Konik öğütücülerde meyvemsi tadlar, flat öğütücülerde karamel/çikolata tadlar parlar. Bakın parlar kelimesini özellikle dikkat çünkü çekirdekte olmayan bir notayı çekirdeğe eklemez. Sadece çekirdekte zaten bulunan notaları ön plana alır ya da almaz gibi düşünebilirsiniz.

Maksimum performans için espresso odaklı ve filtre odaklı ayrı ayrı öğütücüler mi alınmalı?
Sorusunun cevabı maalesef evet. Hatta en ideal koşullarda espresso için flat/konik ve filtre için flat/konik e kadar gider ama arap şeyhi olmadığımızdan neyse ki kimse böyle şeyler yapmıyor(dur yani inşallah).
Değirmen arayışındayım ben de. Filtre kahvede meyvemsi notaları önplana çıkarmak için flat burr bir değirmen almak daha doğru değil mi? Espressoda da genelde flat burr kullanılıyor. Espresso tecrübem yok. Flat burr bir değirmen hen espresso hem filtre ihtiyacımı görür mü?
 
Soruyu chatGPT abimize sordum. SSP'nin açılımını işkembeden attı. Bir de elektrikli değirmendeki PID ile espresso makinelerindeki PID karıştırdı

Flat Burr vs. Konik Burr Farkı Nedir?

Burr öğütücüler kahve çekirdeklerini ezerek öğütür ve iki ana türü vardır:

  • Flat Burr (Düz Dişli): İki paralel, düz disk şeklinde dişli bulunur. Kahve çekirdekleri bu diskler arasında ezilir. Daha eşit ve tutarlı bir öğütme sağlar, ancak çekirdekleri düz diskler arasına doğru çekmek için genellikle daha yüksek devirli bir motor gerektirir.
  • Konik Burr (Konik Dişli): İç içe geçmiş konik bir iç dişli ve dış çemberden oluşur. Daha sessiz çalışır ve düşük devirli motorla da iyi sonuç verir. Çekirdekleri daha nazik bir şekilde öğüttüğü için ısı oluşumu daha düşüktür.
📌 Özet:

  • Flat burr’lar daha tutarlı parçacık boyutu üretir, ancak öğütme süresince daha fazla ısı üretir.
  • Konik burr’lar genellikle daha düşük hızda çalışır ve aroma kaybını azaltır, ancak biraz daha geniş partikül dağılımına sahiptir.

Flat Burr Çapı Artarsa Daha mı İyi Olur?

Evet, genellikle çap büyüdükçe bazı avantajlar ortaya çıkar:
✅ Daha hızlı öğütme → Daha büyük çaplı burr, daha geniş bir yüzeye sahip olduğundan daha kısa sürede daha fazla kahve öğütebilir.
✅ Daha az ısı üretimi → Daha büyük yüzey alanı sayesinde aynı miktarda kahveyi daha az sürtünmeyle işler.
✅ Daha tutarlı öğütme → Partikül dağılımı daha iyi kontrol edilir.

Ancak büyük burr çapı her zaman en iyi tercih olmayabilir. Çok büyük çaplı flat burr’lar için güçlü bir motor gerekir ve öğütücünün boyutu artabilir. Ayrıca, küçük ev tipi kahve makineleri için gereğinden fazla performans sunabilir.

📌 Özet:

  • Espresso için büyük flat burr’lar (>64 mm) daha iyidir çünkü tutarlılık sağlar.
  • Filtre kahve için aşırı büyük çaplı burr’lar gereksiz olabilir, 48-64 mm arası gayet yeterlidir.

SSP Nedir?

SSP (San Sebastian Project) kahve öğütücüler için özel olarak tasarlanmış premium burr setleri üreten bir firmadır. SSP burr’lar, yüksek kaliteli çelik alaşımları ve özel dişli tasarımları ile partikül dağılımını daha iyi kontrol eder ve öğütme tutarlılığını artırır.

SSP burr’ların başlıca avantajları:
✅ Daha uzun ömürlüdür (sertleştirilmiş çelik sayesinde)
✅ Daha tutarlı öğütme yapar (özellikle espresso ve pour-over için optimize edilmiş versiyonları bulunur)
✅ Öğütme hızını artırabilir

Bazı popüler SSP burr türleri:

  • SSP HU (High Uniformity) → Espresso için optimize edilmiş, ultra tutarlı partikül boyutu
  • SSP MP (Multipurpose) → Espresso ve filtre kahve arasında dengeli bir yapı
  • SSP Brew → Özellikle filtre kahve için geliştirilmiş, daha az ince partikül üretir
📌 Özet: Eğer maksimum performans istiyorsan, SSP burr modifikasyonları öğütme kaliteni ciddi şekilde artırabilir.

PID Nedir ve Ne İşe Yarar?

PID (Proportional-Integral-Derivative) kontrol mekanizmasıdır ve espresso makinelerinde sıcaklığı hassas bir şekilde sabit tutmaya yarar.

Neden önemli?
✅ Tutarlılık sağlar → PID olmayan makinelerde sıcaklık dalgalanabilir. PID ile her espresso shot’ında daha iyi sonuç alırsın.
✅ Özelleştirme imkanı sunar → Farklı kavurma seviyelerine göre sıcaklık ayarlayabilirsin.
✅ Daha iyi tat profili → Sabit sıcaklıkta suyla kahveyi demlemek, tat profiline doğrudan etki eder.

📌 Özet: PID, özellikle espresso makineleri için büyük bir avantajdır. Öğütücülerde PID olmaz, ancak espresso makinenin kalitesini artırdığı için öğütme sürecinden sonraki aşamayı iyileştirir.

Espresso ve Filtre Kahve İçin Ayrı Öğütücü Almak Gerekir Mi?

Bu sorunun cevabı bütçeye ve beklentiye bağlı.

  • Tek öğütücü kullanmak istiyorsan → Espresso ve filtre kahve arasında geçiş yapabilen kaliteli bir model seçmelisin (örneğin, Lagom P64, DF64, Niche Zero, Fellow Opus gibi). Ancak her geçişte ayarları değiştirmek zahmetli olabilir.
  • Maksimum performans istiyorsan → Espresso ve filtre kahve için ayrı öğütücüler almak en iyi çözüm olur. Çünkü espresso için ultra ince ve tutarlı öğütme gerekirken, filtre kahvede daha geniş aralıkta öğütme gereklidir.
📌 Özet:
✔️ Profesyonel kahve içicileri için ayrı öğütücüler (1 espresso, 1 filtre kahve) daha iyi bir tercihtir.
✔️ Ev kullanımı için kaliteli bir tek öğütücüyle de idare edebilirsin, ama ayar değiştirmek zaman alır.
 
Başlığı hortlatmak istiyorum. Farz edelim ki petrol şeyhiyim.

Flat burr ile konik burr elma ile armut gibi, biri diğerinden daha iyi değil. Sadece farklı damaklara hitap ediyor diyebilir miyiz?
Hort! :)

Petrol şeyhine laf yok. Alır weber eg-1 keyfine bakar adam. Bizim gibi üçün beşin hesabını yapmaz.

Kesinlikle diye biliriz. Tam da öyle hatta. Damağınızı hangisi tatmin ediyorsa ona yönelin.

Değirmen arayışındayım ben de. Filtre kahvede meyvemsi notaları önplana çıkarmak için flat burr bir değirmen almak daha doğru değil mi? Espressoda da genelde flat burr kullanılıyor. Espresso tecrübem yok. Flat burr bir değirmen hen espresso hem filtre ihtiyacımı görür mü?

Konu sadece flat mi konik mi de bitmiyor. Birde distribution belası var. O sebeple flatse tek değirmen her şeyi yapar diyemiyoruz. Filtre flat ile espresso flat kolay birleşmiyor yani. İşin özü eg-1 seviyesine çıkamıyorsanız eğer en güzeli iki değirmen.

Örneğin ben espressoda niche zero dan çok memnunum yakın zamana kadar filtrede cmd kullanıyordum. Aiden ile beraber ode aldım. İşin rengi bayağı bir değişti. Yani açıkçası "filtre değirmeni" deyip geçmeyin. Tabi ki konik den flat e geçmekte önemli ama özelleşmiş değirmen de önemli.
 
Hort! :)

Petrol şeyhine laf yok. Alır weber eg-1 keyfine bakar adam. Bizim gibi üçün beşin hesabını yapmaz.

Kesinlikle diye biliriz. Tam da öyle hatta. Damağınızı hangisi tatmin ediyorsa ona yönelin.



Konu sadece flat mi konik mi de bitmiyor. Birde distribution belası var. O sebeple flatse tek değirmen her şeyi yapar diyemiyoruz. Filtre flat ile espresso flat kolay birleşmiyor yani. İşin özü eg-1 seviyesine çıkamıyorsanız eğer en güzeli iki değirmen.

Örneğin ben espressoda niche zero dan çok memnunum yakın zamana kadar filtrede cmd kullanıyordum. Aiden ile beraber ode aldım. İşin rengi bayağı bir değişti. Yani açıkçası "filtre değirmeni" deyip geçmeyin. Tabi ki konik den flat e geçmekte önemli ama özelleşmiş değirmen de önemli.
Açıkçası bütçem kısıtlı, espresso makinem yok ama almayı düşünüyorum. C3 sahibiyim hali hazırda. 1zpresso X-Ultra (fiyat olarak en uygunu), K-Ultra, CMD C40 ve DF54 aklımda. DF54 flat ve elektrikli olmasıyla ayrılıyor diğerlerinden. Fiyat olarak K-Ultra ile beraber en pahalısı. Sanırım hangisini alırsam alayım ilerde yükseltmem/2. Bir değirmen almam gerekecek. Espresso ve filtre arasında denge olsun istiyorum. K-Ultra veya X-Ultra alıp ilerde elektrikli değirmen almak mantıklı olabilir. Bu noktada da fiyat işin içine giriyor. İkisi arasında fiyat olarak 100€ fark var.
 
Geri
Üst