M
mimds
Guest
Gün geçmiyor ki yeni bir ürün piyasaya çıkmasın, nitelikli kahve pazarı büyüdükçe kahvelerle birlikte ekipman pazarına da her gün yeni bir ürün ekleniyor... Bunlardan biri de yakın zamanda piyasaya çıkan bir dripper, Orea... Yaratıcısı Horia Cernusca adlı bir arkadaş, aslen nereli olduğuna dair bir fikrim yok, adı Slovak ya da Çek isimlerini çağrıştırıyor olsa da dripperın çıkış yeri İngiltere, herhalde orada ikamet ediyor olsa gerek... Anlaşılan kendisi bir kahve tutkunu, aynı zamanda bisiklet vs, zamanının bir kısmını doğada geçiriyor ve diğer ekipmanlardan tatmin olmadığı için kendine benzer yaşam tarzını benimsemiş kahve tutkunları için yeni bir ürün yaratmaya karar vermiş... Önce daha basit, katlanabilir bir ürün peşindeyken yolu onu minik, hafif, kompakt ve sağlam bir ürüne doğru yönlendirmiş. İlk demolarını sadece 40 kadar kişiye yollamış, ürünü başta çok da ticari olarak düşünmemiş. Ancak geri dönüşler pozitif olunca tasarımı biraz daha geliştirerek alüminyumdan tek parça olan ürünü piyasaya sürmüş. Tabii anlı şanlı sosyal medya influencerları da durur mu onlar da bir şekilde birer tane edinerek denemeye başlamışlar... Ve alet kısa zamanda benim de takip ettiğim bir kaç influencer arkadaşın başucu ekipmanı haline gelivermiş.... Bizler de onlar sayesinde duyduk, tanıdık...
Horia'nın deyimiyle Orea, dağdan demekmiş, ben de baktım, benzer anlamları var ve muhtemelen antik Yunanca'dan geliyor. Haliyle bu anlam içinizdeki maceraperest tarafı bir gıdıklıyor. Ancak tabii diğerlerinden farkı nedir, önce bunu anlamaya çalışıyorsunuz. Kahve, kimimiz için bir ihtiyaç, kimimiz için ise sadece tutkuya dönüşmüş bir zevk, bu iki durumu birbirinden ayırmak gerekiyor. Örneğin ben kafein bağımlısı biri değilim, sabahları onsuz da uyanabiliyorum, ya da onsuz da herhangi bir şeye konsantre olabiliyor, uykusuz kalmam gerektiğinde bunu kahve içmeden de yapabiliyorum. Diğer taraftan gurmelik iddiam olmasa da imkanlarım dahilinde güzel bir yemek yemeyi, bir şeyler içmeyi seviyorum, konunun yapma tarafında olmaya hiç eğilimim olmasa da damak zevkime güvenirim. Ve fakat kahve konusunda durum böyle olmadı. Benim yaş grubum 2000'lerden çok önce gençliğini ve üniversite hayatını yaşamış olduğu için, 2000'lerle ülkeye gelen kahve kültürünü biz biraz ıska geçtik. Ancak kendimi bildim bileli, Türk kahvesi sevdiğim bir içecek oldu, Nescafe gibi granüllerle aram hiç olmadı, makine ile demlenen filtre kahve ile ise 90'ların başlarında çalıştığım Amerikan menşeyli bir ofiste tanışma fırsatım oldu, ondan da çok haz aldığımı söyleyemem... Üç yıl öncesine kadar durum böyleyken nitelikli kahve diye bir şeyden söz edinildiğini duymaya başladım, o dönemde karşıma çıkan bir kaç 'coffee shop'ta beklentimin çok altında acı, ekşi, kötü sıvılar içtikten sonra bir gün öylesine girdiğimiz bir yerde, Maslak'taki Petra'da Chemex ile demlenmiş bir Hunkute içtim ve bir anda hayatım değişti! Ve serüven başladı... Uzun sözün kısası o günden beri tek derdim, edindiğim kahvelerden vadedileni maksimumda almak oldu... Bunun için ulaşabildiğim tüm ekipmanları edinmeye çalıştım, konik ya da düz tabanlı dripperların çoğunu az ya da çok deneyimledim, su konusunda evde adım Arşimet'e kadar çıktı
Tabii kahvenin bir tarafı da bu sayede girdiğiniz dünya, yeni bir iletişim kanalı, yeni insanlar, ortamlar, yeni ufuklar... Bunlar insanı tazeleyen şeyler... Velhasıl, Orea'yı da bir süredir takip ediyordum, önce nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştım. Paylaşımlarını gördüğüm insanlardan geri dönüşler aldım ve nihayet ben de battı balık yan gider diyerek bir tane edindim... Ve bir kez daha dünyam değişti
Şimdi, böyle yazıları yazarken dikkat etmek lazım, ben Orea markasının elçisi filan değilim, ürünü aldığım firma olan @specific.coffee ile de hiç bir ticari bağım yok, hatta kendilerinden sadece bir kez, o da filtre kağıdı aldım. Ancak şu anda, bu ekipmanı ulaşılır kıldıkları için kendilerine en içten şekilde teşekkür ediyorum. Fakat yaşadığım deneyim hakkındaki düşüncelerimi ve hissettiklerimi de sizlerden saklayacak değilim, ne şiş yansın ne kebap türünden ortadan konuşmayı da sevmem... Ürün, daha ilk demlememde 'dur bir dakika' dedirtti! Belki de tesadüftü, olabilirdi... Bunu daha önce bir ekipmanda daha yaşamıştım ancak o da bu kadar çarpıcı değildi... Derken ikinci, üçüncü, beşinci... Şaşırmalarımın ve memnuniyet katsayımın hızla yükseldiğini gördüm! Evet ufak tefek dikkat edilmesi gereken kullanım sıkıntıları var ancak ona rağmen bir de baktım ki elim diğer ekipmanlara artık hiç gitmiyor... Bu da uzun zamandır istediğim ekipman sadeleştirme için bir fırsat oldu ve elimden geldiğince temiz kullandığım dripperlarımın büyük çoğunluğunu elden çıkardım... Anlayacağınız şu anda Orea ile tam bir aşk yaşıyoruz, kahveler memnun, ben memnun, hanım memnun! Bu deneyimimi sizlerle de paylaşmak istedim. Edinmiş olan veya edinmeyi düşünen tüm dostların sorularına cevap vermeye hazırız efenim. Bu arada yakında ürünün gıda uyumlu plastik olarak imal edilen, tasarımı biraz daha geliştirilmiş ve kişiye özel kılınmış yeni versiyonları, üstelik de iki farklı boyda olacak şekilde piyasaya çıkacakmış, ayrıca sensory bardakları, negotiator gibi bazı yardımcı ürünleri de geliyor. Onlar da ilgi çekici görünüyorlar...
Ürünün sitesini de şuraya bırakayım;
www.orea.uk
Not: Soruların ya da yorumların fiyat konusundan bağımsız ele alınmasını rica ediyorum çünkü bana göre zevkin, hobinin bedeli fiyatla ölçülmez, üst sınır imkanlarınızla sınırlıdır, kahvenin nitelikli kulvarı da bir zevktir, hobidir....
Horia'nın deyimiyle Orea, dağdan demekmiş, ben de baktım, benzer anlamları var ve muhtemelen antik Yunanca'dan geliyor. Haliyle bu anlam içinizdeki maceraperest tarafı bir gıdıklıyor. Ancak tabii diğerlerinden farkı nedir, önce bunu anlamaya çalışıyorsunuz. Kahve, kimimiz için bir ihtiyaç, kimimiz için ise sadece tutkuya dönüşmüş bir zevk, bu iki durumu birbirinden ayırmak gerekiyor. Örneğin ben kafein bağımlısı biri değilim, sabahları onsuz da uyanabiliyorum, ya da onsuz da herhangi bir şeye konsantre olabiliyor, uykusuz kalmam gerektiğinde bunu kahve içmeden de yapabiliyorum. Diğer taraftan gurmelik iddiam olmasa da imkanlarım dahilinde güzel bir yemek yemeyi, bir şeyler içmeyi seviyorum, konunun yapma tarafında olmaya hiç eğilimim olmasa da damak zevkime güvenirim. Ve fakat kahve konusunda durum böyle olmadı. Benim yaş grubum 2000'lerden çok önce gençliğini ve üniversite hayatını yaşamış olduğu için, 2000'lerle ülkeye gelen kahve kültürünü biz biraz ıska geçtik. Ancak kendimi bildim bileli, Türk kahvesi sevdiğim bir içecek oldu, Nescafe gibi granüllerle aram hiç olmadı, makine ile demlenen filtre kahve ile ise 90'ların başlarında çalıştığım Amerikan menşeyli bir ofiste tanışma fırsatım oldu, ondan da çok haz aldığımı söyleyemem... Üç yıl öncesine kadar durum böyleyken nitelikli kahve diye bir şeyden söz edinildiğini duymaya başladım, o dönemde karşıma çıkan bir kaç 'coffee shop'ta beklentimin çok altında acı, ekşi, kötü sıvılar içtikten sonra bir gün öylesine girdiğimiz bir yerde, Maslak'taki Petra'da Chemex ile demlenmiş bir Hunkute içtim ve bir anda hayatım değişti! Ve serüven başladı... Uzun sözün kısası o günden beri tek derdim, edindiğim kahvelerden vadedileni maksimumda almak oldu... Bunun için ulaşabildiğim tüm ekipmanları edinmeye çalıştım, konik ya da düz tabanlı dripperların çoğunu az ya da çok deneyimledim, su konusunda evde adım Arşimet'e kadar çıktı
Ürünün sitesini de şuraya bırakayım;
About
A brief introduction to OREA as a company and our ethos. Innovative coffee products to help push the industry a step ahead.
www.orea.uk
Not: Soruların ya da yorumların fiyat konusundan bağımsız ele alınmasını rica ediyorum çünkü bana göre zevkin, hobinin bedeli fiyatla ölçülmez, üst sınır imkanlarınızla sınırlıdır, kahvenin nitelikli kulvarı da bir zevktir, hobidir....
Moderatörün son düzenlenenleri: