Besinlerimizi birkaçı hariç artık avlamıyor, toplamıyoruz.
Neolitik çağ başından beri kendimiz üretmeye başladık.
Doğadan avladığımız sadece balıklar kaldı ki tükettiğimizin yarısı avlanan yarısı da yetiştirme balık.
Bitkilerden doğadan topladıklarımızdan ise belli bölgelerde çeşitli otlar var. Diğer tüm tükettiklerimiz insanın ürettikleri.
Tükettiğimiz mantarların ise yüzde yüze yakını insanın kültüre aldıkları.
Kahve de insan tarafından tarımı yapılan bir bitki olduğundan ağaç sayısı biz tüketmeseydik şu anki mevcudun ikiyüzde biri kadar olmayacaktı.
Tamam eskiden diğer etobur ve ve otobur hayvanlar gibi yabani hayvan ve bitkileri avlayıp topluyorduk fakat bu 10.000 sene önceydi.
Besinlerimizi elde etme yöntemimiz değişince insan nüfusu da arttı ve üretim ile birlikte avlanmaya devam ettiğimizden doğal yaşamın yok olmasını birçok canlı türünün soyunun tükenmesine neden olduk.
Besinlerimizi sağlamak için ürettiğimiz canlıları değiştirdik damızlık seçimi yaparak türlü ırklar yetiştirdik ve daha verimli üretim için bitkilere yapay gübreler hayvanlara doğada yediklerinden farklı besinler veriyoruz ve hem hayvanlarda hem bitkilerde hormon kullanıyoruz.
8 milyar insanın beslenmesi için artık bu geri dönüşü çok zor olan yolda devam ediyoruz.
Ancak yukarıda yazıldığı gibi, kopi luvaklara zorla kahve meyvesi yedirilmiyor çünkü, kahve onların doğal besini.
Bu kahveyi daha bol ve düşük maliyetle elde etmek için bu hayvancıkları, diğerlerine yaptığımız gibi hapsediyoruz, ve doğada var olandan çok daha fazla sayıda ürettik.
Kafeslerde beslenen kopi luvaklara gelinceye kadar daha neler.
Çekirgelerden sığırlara kadar.
Ve buna şu anda ne yazık ki mecburuz.
Sadece bununla kalsak, yemek için değil, evlerde evcil hayvan olarak baktığımız kuşlar balıklar kediler köpekler sürüngenler bile var mahkumlarımız arasında.
Biz acayip canlılarız, kendimizi bile hapsettik şehirlere, apartman dairelerine.
Beslediğimiz hayvanlarla birlikte kendimizi evcilleştirdik.
Bizim gibi olmayanlara da yaban, diyoruz vahşi diyoruz.
Vahşi yaşamı özleyip saksıda çiçek yetiştiriyoruz, evde kedi besliyoruz.
Bu arada bizim millet sokaklarda da kedi köpek besliyor duvar diplerine su kabı, yem koyarak, sokak hayvanlarının sayısını 20 sene öncesinin kaç katı yaptık bilemiyorum. Belki 100 katı.
Kuduz dahil türlü hastalıkların yayılmasına ortam hazırladık.
Bir canlı türünün nüfusu arttığında ortaya çıkabilecek bulaşıcı hastalıkların yayılması o kadar kolay ve hızlıdır ki.
Eleştireceğimiz konuları doğru saptasak, belki düzelir miyiz bilemiyorum